Latest Movie :
Recent Movies
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rocky 4 (1985)



Rocky Balboa, dostu Apollo Creed'e Rus devi Ivan Drago ile yapacağı maç için yardım eder. Fakat insanüstü boksör Drago, maç esnasında Creed'i öldürür. Balboa, Drago ile bir maç ayarlayarak dostunun intikamını almaya karar veririr. Fakat şimdi karşısında Rus yapımı bir makina vardır ve savaş, onun sert iklimli topraklarında gerçekleşecektir. 1985 tarihli Rock 4, serinin en fazla ilgi çeken filmlerinden biri oldu. Özellikle Amerika ile Sovyetler arasında, ring düzleminde yaratılan rekabetin, promosyon çalışmaları sırasında yeni bir dünya savaşı şeklinde sunulması da bunda etkili oldu. Kamera arkasında da Stallone'yi gördüğümüz film, bir 80'ler klasiği olan Brigitte Nielsen'e de yer veriyor kadrosu.

Rocky 2 (1979)



Adı sanı duyulmamış amatör boksör Rocky Balboa, Dünya Ağırsiklet Güreş Şampiyonu Apollo Creed'i devirerek herkesi şaşkınlığa sürüklemiş, iyi paralar kazanmakla birlikte, adının da duyulmasını sağlamıştır. Maçın fırtınalarının ardından kendisini konforlu aile yaşantısına veren Rocky, Creed'in yeni bir maç teklifini reddemez, ve yüzyılın rövanşı için geri sayım başlar..

Rocky (1976)



Sıradan bir adam olan Rocky Balboa boş zamanlarında yaşadığı küçük şehrin yerel kulüplerinden birinde boks yapan amatör bir boksördür. Amerika'da yeni yılın boks maçlarının programları tamamlanmak üzeredir, ancak Apollo Creed isimli yenilmez boksör sakatlanmıştır. Bu başarılı boksörün önerisi üzerine turnuvaya adı duyulmamış amatör bir boksör alınacaktır. Bu isim de Rocky'den başkası değildir. Rocky artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir ve bu zorlu hazırlanma sürecinde en büyük yardımcısı antrenörü Mickey ve büyük aşkı Adrian olacaktır. Rocky bu ilk filmiyle izleyiciyle buluşmuş ve tüm dünya tarafından ayakta alkışlanmıştı. Ardından çekilen devam filmleriyle bir seriye dönüşen bu yapıt, aynı yıl 10 kategoride Oscar ödülüne aday olup bunlardan üçünü kazanmıştır.

Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden: Kör Nokta (The Blind Side - 2009)


Yönetmen: John Lee Hancock
Oyuncular: Sandra Bullock
Quinton Aaron
Tim McGraw
Jae Head
Kim Dickens
Kathy Bates
Tür: Biyografi, Dram, Spor
Yapım: ABD - 2009
Puan: 10

Kör Nokta (The Blind Side - 2009), başrollerinde Sandra Bullock’un oynadığı ve son yıllarda izlediğim, beni gerçekten etkileyen en iyi filmlerden biridir. Tabii Sandra Bullock’un bu filmdeki oyunculuğundan dolayı Oscar ve Golden Globe dâhil dört ödül aldığını da söylemek lazım. Filmin kendisi ise En İyi Film kategorisinde Oscar adayları arasında yer almıştı.

Tabii filmde Sandra Bullock’un oyunculuğuna söz olmaz ama beni en çok etkilene kısmı filmin konusu, gerçek bir olaydan uyarlanması ve gerçek olayda yer alan ailenin yaptıklarıdır.

Peki filme konu olan Tuohy ailesi ne yapmıştır? Aslında asil olan kısmı da budur. Annesi uyuşturucu bağımlığı olan ve evsiz dolaşan bir genci evlerini alıyor, evlat ediniyor ve iyi bir birey olarak yetişmesin yardım ediyorlar.

Filmin konusu kısaca şöyle: Michael (Lakabı Big Mike - Koca Mike) Oher, annesi uyuşturucu bağımlısı ve kendisi de sağda solda bulduğu geçici yerlerde uyuyan birisidir. Tuohy ailesi onu soğuk ve yağmurlu bir gün üzerinde sadece ince bir elbise ile yürürken görürler. Koca Mike, Tuohy ailesinin küçük oğlu Sean "S.J." Tuohy ile aynı okula gidiyor. Leigh Anne Tuohy (Sandra Bullock) yanından geçerken aracı durdurarak Koca Mike’a nereye gittiğini sorar. Okulun spor salonuna gittiği cevabını alır. Ancak aldığı cevap Leigh Anne’i tatmin etmez çünkü spor salonu o saatte kapalıdır. Mike ise orası sıcaktır diye oraya uyumaya gidiyor.

Leigh Anne, Koca Mike’a eğer kalacak yeri yoksa gelip bu gecelik salonlarında çekyatta uyuyabileceğini söyler. Zengin bir işadamı olan eşi Sean Tuohy, bunun sadece bir gecelik bir davet olduğunu düşündüğü için buna bir şey demez.

Koca Mike, o geceyi Tuohy ailesinin evinde geçirir. Leigh Anne, kocasına gece uyurken biraz da tereddütle “Bir şey çalmaz değil mi?” diye de sorar. Hatta sabah uyandıklarına aşağı kata inerken de kocasına şaka yollu “Eğer çığlık sesi duyarsan sigortacıyı ara.” der. Ancak Mike’ın uyuduğu odaya indiğinde düzgün toplanmış bir yatak ve Mike’ı da evden çıkıp giderken bulur.

Koca Mike ondan sonra Tuohy ailesi ile yaşamaya başlar, sonra evlat edinirler ve derslerini iyileştirmek için öğretmen de tutarlar. Çünkü Koca Mike iri cüssesi ve çevikliği ile futbol antrenörlerinin ilgisini çekmiştir. Ancak okulda kalıp oyun oynaması için her şeyden önce derslerinin iyi olması gerekiyor ki bunu pek de başaramıyor. Ancak sonunda başardığında da en iyi Amerikan futbolu takımlarından teklifler yağar. Kısaca evsiz olan Michael Oher, hayatı kurtulur ve “paraya para demez.” Tabii hepsi onu evine alan bir aile sayesinde.

Bu arada Mike’ın evlat edilmesini herkes “Aaa ne kadar güzel yapmışsınız” diye de karşılamaz. Leigh Anne’ın arkadaşları iri yarı siyah bir erkeğin, kızı için bir tehlike olduğunu bile söyler. Tabii bu ve benzeri olumsuz tepkileri de görmezden gelir Leigh Anne. Mike ise “koruma” iç gücüsü çok yüksek olan birisidir. Onun için ailesini koruma iç güdüsü her şeyden önce gelir. Bunu bir sahnede yanlarına gittiği çete üyelerinin Leigh Anne ve kızını tehdit eden konuşmalarına verdiği tepki ve onlara derslerini bildirmesi sırasında görüyoruz.

Filmin sonunda gerçek Michael Oher ve gerçek Tuohy ailesinin fotoğraflarını görüyoruz.

Filmi birkaç defa izledim ama her izlediğimde beni çok etkiledi. Eğer bu filmi henüz izlemediyseniz hiç vakit kaybetmeden izleyin.

Not: Filmi izlediyseniz, film ile ilgili yorumunuzu ve filme kaç puan verebileceğinizi yoruma yazarak bizimle paylaşın.

Güzel bir biyografi filmi: Yenilmez (Invictus - 2009)


Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Morgan Freeman
Matt Damon
Tony Kgoroge
Patrick Mofokeng
Tür: Biyografi, Dram, Tarih, Spor
Yapım: ABD - Güney Afrika - 2009
Puan: 9

Yenilmez (Invictus - 2009), Clint Eastwood tarafından yönetilen ve başrollerinde Morgan Freeman ve Matt Damon’un oynadığı güzel bir biyografi ve yakın tarih filmidir. Ana konu spor ve 1995 Rugby Dünya Kupası’dır. Tabii yönetmen ve başrol oyuncuları olarak saydığımız bu isimler filmin ilgi çekmesi için zaten yeterlidir.

Morgan Freeman filmde Güney Afrika’nın ilk siyahî Devlet Başkanı Nelson Maldela’yı oynuyor.  Film Mandela’nın 27 yıllık hapis hayatından sonra özgürlüğüne kavuştuğu gün ile başlıyor. Filmin ilk sahneleri ise o günün Güney Afrika’sı ile ilgili şartları açıklar niteliktedir.

Film, 11 Şubat 1990 günü bir yolun iki tarafındaki iki spor hasasını göstererek başlıyor. Bir tarafta beyaz çocuklar düzgün formaları, koçları ve güzel çim sahada rugby antrenmanı yapıyor. Diğer tarafta ise toprak bir sahada fakir siyahî çocuklar futbol oynuyor. Nelson Mandela’nın araç konvoyu geçerken siyahi çocuklar sevinç gösterisinde bulunuyor.

Karşı taraftaki beyaz çocuklar ise başını olumsuz anlamda sağa sola sallarken, koçları da bir çocuğun sorusu üzerine “Bu o terörist Mendela. Onu serbest bıraktılar, bugünü asla unutmayın. Bu ülkenin yaşadığı en kötü gündür.” ifadelerini kullanır.

Bu ilk sahne aslında Güney Afrika’daki ırkçı bölünmeyi, Apartheid rejimi ortaya koyuyor. Filmin konusu olan rugby ile ilgili ise beyazların oyunu olarak görüyoruz. Zaten ırkçı rejimi temsil ettiği için siyahî çocuklar da rugby yerine futbol oynuyor.

Filmin bu sahnelerinden hemen sonra Mandela’nın hapishaneden bırakılması, kalabalık tarafından sevinçle karşılanması, siyahilerin de oy kullandığı ilk seçimlerin ardından Mandela’nın yemin ederek ülkenin ilk siyahi başkanı olmasını görüyoruz. Mandela başkan oluştur ama önünde çok büyük sorunlar duruyor. En başta 50 yıla yakın ülkeyi ikiye bölen ırkçı rejimin ektiği düşmanlık tohumları ve bölünmüşlük var. Ülkeyi tek çatı altında toplamak kolay olmayacaktır.

Film bir biyografi filmi ancak sadece Mandela’nın başkanlığının ilk yıllarına ve 1995 Rugby Dünya Kupası dönemine odaklanıyor. Mandela her ne kadar ömrünün 27 yılını hapishanede geçirse de çıktığında nefretini bir kenara bırakarak ülkeyi siyah ve beyaz diye ayırmadan tek çatı altında birleştirmek için çalışacaktır. Bunun için de rugbyyi insanları birleştirecek bir unsuz olarak seçer. Mandela’ya bu çabasında Güney Afrika’nın rugby takımı Springboks’ın kaptanı François Pienaar (Matt Damon) yardım eder.

Rugby bizim için çok bilinen bir oyun değildir ancak filmdeki oyun sahneleri izleyiciyi gördüğü mücadele karşısında heyecanlandırmaya yetiyor.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger