Latest Movie :
Recent Movies
Film Önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler

Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


Dünya gündemini bu aralar meşgul eden olaylardan biri de Çin’de başlayan ve diğer ülkelerde de görülen corona virüs salgını. Yaklaşık 10 yıl önce çekilen bir film ise adeta günümüzdeki olayları önceden çok net bir şekilde görmüş ve tahmin etmiş gibi. Çünkü bu film tam da bugün yaşadığımız corona virüs salgınını anlatıyor.

Filmin ismi Salgın (Contagion - 2011). Önceki yazımda bu filmden ayrıntılı bir şekilde bahsetmişti. Günümüzdeki olaylarla o kadar benziyor ki şaşıracaksınız. Film hakkındaki ayrıntılı incelemeye aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlası: Çin’deki corona virüs salgınını yıllar önce anlatan film: Salgın (Contagion - 2011)

Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


Peki, “Contagion” dışında benzer filmler var mı? Olmaz olur mu. Aslında çok sayıda bilim kurgu, korku, gerilim ve aksiyon filmlerinde virüs salgını konusu işleniyor. Bazılarında bu virüs dünya genelinde bir salgına dönüşürken, bazılarında ise bu virüs insanları zombilere dönüştürüyor.

Bu filmlere örnek olarak Tek Adam (The Omega Man - 1971), Dünya Savaşı Z (World War Z - 2013) ve Pandemic (2016) gibi filmleri gösterebiliriz.

Daha ciddi yapımlar ise insanoğlunu sonunun savaşlar, nükleer saldırılar ile olmayacağı, bunun yerine mikroskobik düzeydeki virüs salgını sonucu olabileceği görüşünü öne sürüyor. Bu yapımlardan birkaçına bakalım. Corona virüs gibi bir salgın filmi arayanlar için film tavsiyeleri.

Daha fazlası: Neo-noir bir bilim kurgu filmi: Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı (2017)

The Andromeda Strain (Andromeda Esrarı - 1971)


Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


The Andromeda Strain (1971), virüs salgını konusunu işleyen ilk filmlerden biri. Michael Crichton’un bir kitabından uyarlanmıştı. Crichton, Jurassic Park gibi bilim kurgu kitapalrı ile bildiğimiz bir yazar. Film de bu kitabı çok yakından takip ediyor. Çok eski olduğuna bakmayın, gerçekten iyi bir yapım.

Konusu ise kısaca şöyle: Amerikan uydusu Meksika’da bir kasabaya düşer. Bu uydu ile uzaydan bir virüsün de geldiği düşünülüyor. Çünkü düştüğü yerdeki kasabada herkes ölmüştür. Kasabada sadece iki kişi hayatta kalır. Biri ihtiyar bir adam diğer ise altı aylık bir bebek. Bilim adamları bu virüsün neden bu ikisini öldürmediği merak eder ve incelemelere başlar. Çünkü ilk bakışta bu ikisi arasında hiçbir ortak nokta yok.



12 Monkeys (12 Maymun - 1995)


Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


Virüs salgını ile ilgili bir başka örnek ise 12 Monkeys (12 Maymun - 1995) filmi. Başrollerinde Bruce Willis ve Brad Pitt gibi isimleri gördüğümüz bir filmde, yıllar önce yaşanan ve dünyayı onarılmayacak kadar değiştiren virüs salgınının nedenini öğrenmek için geçmişe yolculuk yapılıyor. Filmin daha sonra bir dizisi de yapıldı.

Daha fazlası: 2017 yılının en iyi filmlerinden: Kapan (Get Out - 2017)



Outbreak (Tehdit - 1995)



Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


Günümüzde Çin’de başlayan bu salgının yabani hayvanlardan insanlara geçtiği düşünülüyor. Muhtemelen bir yarasadan. Outbreak (Tehdit - 1995) filminde ise salgına bir maymun sebep oluyor. Ormandan yakalanıp bir evcil hayvan mağazasına getiriliyor. Maymunun bir kişiyi tırmalaması ile salgın tüm şehre yayılıyor. Bir grup bilim adamı ise daha büyük bir yıkımı önlemek için mücadele verir.

Başrollerde Dustin Hoffman, Rene Russo ve Morgan Freeman gibi isimleri görüyoruz.



I Am Legend (Ben Efsaneyim - 2007)


Corona virüs gibi salgınları önceden tahmin eden filmler


Virüs salgını konusunu işleyen filmler arasında son olarak benim çok beğendiğim ve favorim olan filmden bahsetmek istiyorum.

Aynı isimli kitaptan uyarlanan film, kitaptaki ana konuyu alarak gerisini farklı bir şekilde anlatıyor. Robert Neville, bir bilim adamı ve virüs salgını başlayınca New York'ta kalarak bunu araştırmaya başlar. Aslında filme göre salgın bir kanser tedavisi sonucu başlamış. Başlangıçta bunun kanseri tedavi ettiği düşünülür. Ancak kısa süre sonra insanları diğer insanları yiyen yaratıklara dönüştürdüğü ortaya çıkar. Kitap bunlara “vampir ismini veriyor.

Kitapla ilgili incelemeye buradan ulaşabilirsiniz: Richard Matheson - Ben, Efsane!

Film, boş şehirler, ana karakterin burada yaşam mücadelesi vermesini çok güzel bir şekilde resmediyor. Başrollerde ise Will Smith var. Ana karakter sürekli bir aşı bulmak için çalışmalar yapar. Ancak en büyük sıkıntısı yalnız olması ve bir de insan yiyen vampirlere dönüşe diğer yaratıkların da artık bir zeka belirtileri göstermeye başlamaları.



Son olarak günümüzde Çin’de ve Vuhan şehrinde başlayan salgına en yakın, en çok benzeyen ve hatta bu benzerlikleri ile sizi şaşırtacak bir film varsa o da Salgın (Contagion - 2011). Yukarıda da bahsettiğim gibi bu filmi günümüzde yaşananları anlamak için izlemenizi tavsiye ederim.


Enerjik hareketleri ve ilginç mimikleri ile dikkat çeken Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Louis de Funes, Fransız aktör ve komedyen. Yaşamı boyunca 130’dan fazla filmde ve 100'ün üzerinde tiyatro oyununda rol aldı. Bu aktörü  izleyicinin gözünde farklı kılan şey ise yüksek enerjili performansı, hareketleri ve çok ilginç ve sıradışı yüz ifadeleri.

Fransız komedisinin usta ismi: Louis de Funes


Louis de Funes, Fransa dışında Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde iyi bilinen bir isim. Ancak Atlantik’in ötesinde pek bilinmiyor. Buna rağmen aktör öyle güzel filmler ve komedilere imza atmış ki bir kere izleyen bir daha asla unutmaz.

Tabii böyle anlatmakla anlaşılmayabilir. Aşağıdaki kısa video, oyuncunun hareketleri, mimikleri ile ilgili size daha fazla bilgi verecek. Video bir filmden ve Fransızca olduğu için ne konuşulduğunu anlamasanız da izleyicinin ilgisini çekmeye ve güldürmeye yetiyor.


Benzer yazı: Unutulmaz filmlerden: Macera Peşinde (Les aventuriers - 1967)

En iyi Louis de Funes filmleri hangisi?


Dediğimiz gibi ünlü Fransız aktör hayatı boyunca 130’dan fazla filme imza attı. Ancak yine de bunlar arasında bazıları sadece oyuncunun rol aldığı en iyi değil, aynı zamanda Fransa komedisinin de en iyi filmlerinden sayılıyor. İşte size birkaç öneri.

Les aventures de Rabbi Jacob (1973)

Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Türkçesi “Papaz Kaçtı” olarak çevrilmiş ve özgün adının çevirisi ise “Rabbi Jacob’un Maceraları” şeklinde. Bir grup katilden kaçan Victor, kaba ve bağnaz bir Fransız. Peşindeki katillerden de saklanmak için bir Yahudi hahamın elbiseleri çalar ve onun kılığına girer. İşin ilginç yanı ise bu haham ile sima olarak da benziyorlar. Bu benzerlik sonucu kahkaha tufanının başlayacağı ve macera dolu sahneler ortaya çıkaracak. Filmde ana karakterin farklı kültüre olan tahammülsüzlüğü ve ırkçılığı yine komedi üzerinden eleştiriliyor.



L'aile ou la cuisse (1976)

Charles Duchemin, çok ünlü bir gurme ve fast food restoranına savaş açar. Buranın sahibi ile bir de yemek tatma yarışına çıkacak. Ancak yediği bir şeyler tat ve koku alma hissini kaybetmesine sebep olur. Bir yandan neden başına böyle bir şey geldiğini araştırır, diğer yandan ise bu yarışmayı kazanması gerekiyor. Film bir yandan fast food üretim konusuna değiniyor. Ana karakter bu yemeklerin üretildiği bir tesis bulur. Tavuk, balık ve hatta marul bile plastik türü bir maddeden üretilmiştir. Aslında günümüz gıda sektörünün nasıl da insanları zehirlediğine dikkat çekiyor. Tabii abartarak ve güldürerek.

La grande vadrouille (1966)

Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


“Şahane Oyun” diye Türkçe’ye çevrilen filmin konusu İkinci Dünya Savaşı’nda geçiyor. Milyonlarca insanın öldüğü ve acı dolu günleri anlatan bir komedi olur mu derseniz, eğer işin içinde Louis de Funes varsa tabii ki olur. Bir savaşı ve savaş günlerini güldürerek anlatan bir film bu. Funes burada büyük bir opera evinin orkestra şefi Stanislas Lefort’u oynuyor. Olaylar İngiliz hava kuvvetlerinden üç pilotun onun bulunduğu şehre paraşüt ilen inmeleri ile başlıyor. Bu pilotları Nazilerin eline geçmekten kurtarmak için yine türlü türlü maceralar ve güldürü başlar.

Benzer yazı: Hafızamdan hiç silinmeyen filmlerden: Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975)

Fantomas ve Komiser Juve


Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Louis de Funes ayrıca Fantomas filmleri ile de ünlü. Bu filmlerde Komiser Juve karakterini canlandırıyor. Fantomas hep kötülük yapma peşinden koşan ve kimliği bilinmeyen ilginç bir karakter. Komiser Juve de onu kovalarken türlü türlü komik hallere düşüyor. Bu iki film karakterini bir araya getiren birden fazla film var.

Tam adı Louis Germain David de Funes de Galarza olan ünlü Fransız oyuncu 31 Temmuz 1914 dünyaya gözlerini açmış ve 27 Ocak 1983’te 68 yaşındayken hayatını kaybetmişti.

Tüm zamanların en iyi filmleri - 1


Sinema, günümüzde en popüler sanat dallarının başında geliyor. Herkes öyle ya da böyle bir şeyler izliyor. Ancak bazen yeni çıkan bir film bir defa “tüketilince” bir daha kimse izlemiyor ve unutulup gidiyor. Ancak sinema sektörünün öyle filmleri de vardır ki yıllar geçmesine rağmen halen tekrar tekrar izlenebilecek ve hatta izlemeyenlerin de mutlaka izlemesi gereken yapımlardır.

Tüm zamanların en iyi filmleri ile ilgili bir liste yapmak gerçekten zordur. Tabii ben bu listeye kendimin en sevdiği, beğendiği, defalarca izlediği ve herkesin izlemesini tavsiye ettiğim filmler ile başlayacağım. Aslında liste ne kadar uzun olursa “tüm zamanların en iyi filmlerini” daha eksiksiz sıralama imkânı elde ederiz.

Ancak bu ilk listeye sadece bir avuç “en iyi film” ile başlayacağım. İmkân buldukça da listenin devamını yapmaya çalışacağım. Sözü çok uzatmadan “tüm zamanların en iyi filmleri”nden oluşan küçük bir listeyi sunuyorum:

1 - Baba (The Godfather - 1972)

“Tüm zamanların en iyi filmleri” listelerinde bana göre olması gereken ilk film yönetmen Francis Ford Coppola’nın Baba (The Godfather - 1972) filmidir. Film aynı zamanda oyuncu kadrosundaki Marlon Brando ve Al Pacino isimleri ile de efsaneleşmiştir. Tabii bu filmi söyleyince mutlaka devam filmi Baba 2 (The Godfather: Part II - 1974) filmini de hatırlatmak lazım. Bu filmlerle ilgili çok uzun anlatıma gerek yok, tek söylenmesi gereken; “Eğer halen bu filmleri izlemediyseniz bir an önce izleyin!” olacaktır. Tabii bir de filmin müziğini de hatırlatmak lazım. Filmin kendi ününü aşan bir de müziği var.

2 - Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption - 1994)

Bu filmi kaç defa izlediğimi bile bilemiyorum ama her izlediğimde büyülenmişçesine mutlaka ekrana bağlanırım. Sakin seyri, anlatımı, olayların akışı ve tabii anlattığı hikâye ile dört dörtlük diyebileceğiniz filmlerdendir. Filmin verdiği en büyük mesaj ise sabırdır. Bir insanın sabrının sınırları ne kadardır bilemem ama oyuncu Tim Robbins’in canlandırdığı ana karakterin sabrı takdire şayandır. Tabii sonunda istediğini de elde eder. Filmden çıkarılabilecek diğer bir önemli konu da arkadaşlıktır. Yönetmenliğini Frank Darabont’ın yaptığı filmdeki diğer bir ünlü isim ise Morgan Freeman’dır.

3 - Ucuz Roman (Pulp Fiction - 1994)

Yönetmen Quentin Tarantino’nun Ucuz Roman (Pulp Fiction - 1994) filmi hem yönetmenine ün getiren hem de kısa sürede kült filmler arasına giren yapımlardan biridir. Suç ve gerilim türü olan filmin oyuncu kadrosu da dikkat çekiyor: John Travolta, Samuel L. Jackson, Uma Thurman ve Bruce Willis. Filmdeki argo konuşmalar, suç ve şiddet sahnelerinden dolayı belirli yaşın altındakilerin (25-30 yaşın üzerindekiler izlesin) izlemesini tavsiye etmiyorum.

4 - Yıldız Savaşları: İmparator (Star Wars: Episode V - The Empire Strikes Back - 1980)

Yıldız Savaşları (Star Wars) serisinin serüveni 1977’de başlarken, şimdiye kadar sinema alanında bir efsaneye dönüşmüştür. Son vizyona giren filmler ve daha yapılacaklar ile bu seri daha da uzadı. Şahsen benim sevdiklerim arasında yer almasa da dünya genelinde adından çok söz ettiren filmlerden biridir. Peki serinin en iyi filmi hangisidir diye kısa bir araştırma yapınca da Irvin Kershner’in yönettiği ve serinin yapım sırasında ikinci filmi olan Yıldız Savaşları: İmparator (Star Wars: Episode V - The Empire Strikes Back - 1980) ismi ile karşılaştım.

5 - Matrix (The Matrix - 1999)

Wachowski kardeşlerin (Lana Wachowski, Lilly Wachowski) hem yönetmenliğini yaptığı hem de senaryosunu yazdığı Matrix (The Matrix - 1999) ise izleyicide yaşadığı dünyayı sorgulamaya yol açan bir bakış açısı ortaya çıkarıyor. Matrix filmi ile birlikte filmin ortaya koyduğu felsefe de çok konuşuldu ve hatta bunun üzerine kitaplar yazıldı. Ya biz de gerçekten Matrix gibi bir rüyada yaşıyorsak. Dünyamızdaki her şeyimiz bir kandırmacaysa? Bütün bu felsefi yönüyle birlikte filmde oyuncu Keanu Reeves, dövüş sahneleri hele o ünlü kurşunlardan kaçma sahnesi ile Matrix de adını hep en iyi filmler listelerine yazdırıyor.

6 - Gladyatör (Gladiator - 2000)

Gladyatör (Gladiator - 2000) filmi ile yönetmen Ridley Scott bizi Roma’ya, gladyatörlerin arenalarda halkı eğlendirmek için kanını döktüğü, canını verdiği bir döneme götürüyor. Tabii bir yanda Roma’nın çılgın bir imparatoru, diğer yanda ise acılı bir eski general ve gladyatör. Bu film aynı zamanda oyuncu Russell Crowe’u ilk defa tanıdığım film olmuştu.

7 - Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs - 1991)

Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs - 1991) filmi için oyuncu Anthony Hopkins’in film boyunca sadece birkaç defa ağzını açmasına rağmen Oscar aldığı bir film nitelendirmesi yapılıyor. Bu hem oyunculuğun hem de filmin kalitesini göstermesi açısından kısa ve öz bir cümle. Yönetmen Jonathan Demme’ın bu filmi aynı zamanda doktor Hannibal Lecter karakter ve tiplemesini de öne çıkarmıştı. Gerilimi iliklerinize kadar yaşayacağınız filmlerdendir.

8 - Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (The Lord of the Rings - The Fellowship of the Ring – 2001)

J. R. R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi kitabı fantastik edebiyat türünün en iyi eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Peter Jackson’un yönetmenliğini yaptığı film uyarlaması da fantastik edebiyat türüne olan ilgiyi daha da artırdı. Kitap gibi filmi de üçleme olarak hazırlandı. Yapımı, görselliği, müziği ve her yönüyle gerçekten de muhteşem bir yapım ortaya çıktı. Zaten bunun için de serinin üçüncü filmi 11 dalda birden Oscar alınca da “Oscar’ın Efendisi” denildi.

9 - Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind - 1939)

Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind - 1939) Amerikan iç savaşı arifesinde geçen bir aşk hikâyesini anlatıyor. Film Margaret Mitchell'un 1936 yılında yayımlana ve Pulitzer ödüllü aynı isimli eserinden uyarlanmıştır. Dram ve aşk deyince akla gelen klasikleşmiş filmlerdendir.

10 - Cesuryürek (Braveheart - 1995)

Listenin sonuna ise biraz da kendimin en çok sevdiği bir filmi koyuyorum. Cesuryürek (Braveheart - 1995) filminin yönetmenliğini Mel Gibson yaptı. Oyuncu kadrosunda Mel Gibson ile birlikte Sophie Marceau’yu görüyoruz. Filmi ilk izlediğimde en beğendiği kısmı savaş sahneleri olmuştu. Tekrar tekrar izledikçe ise verdiği özgürlük, aşk, arkadaşlık, vatanı sevmek gibi mesajlar da filmi daha çok sevmeme sebep olan diğer unsurlarıdır. Henüz bu filmi izlemediyseniz bir an önce izleyin.




Devam edecek…

Not: Bu liste tüm zamanların en iyi filmleri ile ilgili hazırladığım ilk yazı oldu ve zaman zaman devamını yapacağım. Sizin de sevdiğiniz ve tüm zamanların en iyi filmleri arasında mutlaka olmalı dediğiniz filmler varsa lütfen yorumda benimle paylaşın.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger