Latest Movie :
Recent Movies
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ay Üssü (1997)



Evrendeki en tehlikeli suçlular, Dünya Dışı Cezaevi'nden kaçar.

Şeytanın Sözleri (1991)




Bull Webster, ellerinde bazı iş sorunları olan bir taksi şoförüdür. Dev bir finans holding şirketi olan Spider Corporation, iflas etmesini sağlamak ve arazisini düşük bir maliyetle satın almak için kooperatifini satın almaya karar vermiştir. Bull neredeyse çaresizliğe sürüklenmişken cebindeki kazançlı bir biletle tüm zamanların en büyük ödülü olan bir piyangoda kendini buluyor. 150 milyon Dolar! Böyle bir parayla, düşmanlarının planlarını bozmayı sağlayabiliyor. Ancak bu noktada, Bull'u kötülüğe özendirmek veya onu iyi yapmaya ikna etmek için bir Melek ve Şeytan gönderilir. Bu karakterlerin dünyevi olaylarda ortaya çıkması eğlenceli, dramatik ve aksiyon dolu durumlardan oluşan bir labirent oluşturur.

Yaşamın Renkleri (1998)



1990’larda, yaşadığı hayattan pek memnun olmayan David ve Jennifer 1950’lerin siyah beyaz dizisi “Pleasantville” i seyrederlerken dizinin içine girmeyi başarıyorlar. Bu dizinin içindeki insanlar hepsi siyah beyaz iken iki kardeş kendi renkleriyle dolaşıyorlar.

Alacakaranlık Kuşağı (1959–1964)



İnsanlığın bildiği bu boyutun ötesinde beşinci bir boyut daha vardır. Uzay kadar geniş ve sonsuzluk kadar zamansız bir boyuttur bu. Işıkla gölgenin; bilimle batıl inançların kesişme noktasıdır. İnsanın korkularının dipsiz kuyusuyla, bilgisinin zirvesinin arasında bulunur. Hayal gücünün hüküm sürdüğü bir boyut ve şu şekilde anılan bir bölgedir: Alacakaranlık Kuşağı Zamanının büyük ilgi gören gerilim ve fantastik yapımı Alacakaranlık Kuşağı’nın bu ilk versiyonu beş sezon boyunca devam etmiş olup toplamda 156 bölümdür. Rod Serling, dizinin birçok bölümünün yazarı ve her bölümün başında ve sonunda (kimi zaman ortalarında da) duyduğumuz dışsesin de sahibidir. Dizinin fikir babası ve ismini koyan kişi de yine kendisidir. Yaratmış olduğu bu yapım sayesinde, “twilight zone / alacakaranlık kuşağı” tabiri, olayların sarpa sarıp bilimsel verilerle tanımlamadığı zamanlarda kullanılan, herkesçe bilinen ünlü bir tabir haline gelmiştir. Alacakaranlık Kuşağı’nın her bölümünde ayrı bir konu işlenir, her bölümde farklı karakterler, dolayısıyla da farklı oyuncular yer alır. Bölümlerdeki baş karakterler, genellikle yaptığı ya da yapmadığı bir şeylerin pişmanlığını yaşayan; veya eski günlerine özlem duyan; ya da bir yerlerde bir hata yapmış ve sonunda da yalnız kalmış olan; yahut bir şey konusunda takıntılı olan karakterlerdir. Bazen bunların yalnızca biri, bazen birkaçı, bazen de hepsi birden… Sonuç olarak Alacakaranlık Kuşağı, bilimkurgu, korku, gerilim ve fantastik öğelerin hepsini bir arada içinde barındıran ve bu alanda kilometre taşı sayılabilecek bir yapımdır.

Van Helsing (2004)



Hayatını insanların huzuruna ve kötü kahramanların sonuna harcayan kahramanımız Van Helsing, artık uzun yollar kat ederek Transilvanya'daki büyük sırrı çözmek için yola koyulmaktadır. Ancak busefer karşısında sıradan bir katil ya da dev adam yoktur, bu sefer yok etmek zorunda olduğu kişi kendisinin 400 yıl önce öldürdüğü Dracula'dır.

Oz Büyücüsü (1939)



L. Frank Baum'un "The Wonderful Wizard Of Oz" adlı romanından uyarlanan sinema filmi "The Wizard Of Oz" (Oz Büyücüsü), 1939 senesinde vizyona girdi. Victor Fleming, Richard Thorpe, Mervyn LeRoy ve King Vidor'un yönetmenliğini yaptığı film, iki dalda Oscar'a layık görülürken, dört dalda da Oscar'a aday gösterildi. Verdiği mesajlarla büyük/ küçük herkesin içine işleyen filmde, 1969 senesinde hayatını kaybeden Amerikan aktris Judy Garland, 1949 senesinde hayatını kaybeden Amerikan aktör Frank Morgan, Ray Bolger, Billie Burke, Bert Lahr ve Jack Haley rol alıyor. Halası ve halasının kocasıyla çiftlik evinde mütevazı bir yaşam süren Dorothy, küçük köpeği Toto'dan rahatsız olan komşuların, köpeği alıkoymakla tehdit etmeleri üzerine Toto ile birlikte uzaklara gider. Çıkan kasırgada Doğu Cadısı ile tanışan Dorothy, cadıyı öldürür ve bir nevi kahraman olur. İyilik perisinin kendisine verdiği sihirli pabuçları saklamak ve Oz Ülkeesi'ne gidip, büyücüyü bulmakla görevli olan Dorothy, köpeği Toto ile Oz Büyücüsü'nün yaşadığı yere doğru yol alırken yolda kendine yeni arkadaşlar edinecektir Arkadaşlarından ilki, teneke robottur. Dorothy ile tanışan robot, kızın Oz Büyücüsü'ne gittiğini öğrenince uzun zamandır sahip olmak istediği 'kalp'e sahip olabilmek için bir şans yakaladığını düşünür ve Dorothy ve Toto'ya katılır. Robot, Toto ve Doroth, Oz Büyücüsü'nün merkezine doğru ilerlerken, bir korkuluğa rastlarlar. Üçlüye katılmak isteyen bu korkuluk,samandan yapılmıştır ve Oz Büyücüsü'nden 'beyin' istemektedir. Evine dönmek isteyen Dorothy ve Toto, akıl isteyen saman korkuluk ve kalp isteyen robot yollarına devam ederlerken, ormanda karşılarına çıkan aslanla korkuya kapılırlar. Ancak, aslanın da Oz Büyücüsü'nden bir isteği olacaktır; 'cesaret'.

Mumya (1999)



Binlerce yıl önce Mısır'da, İmhotep baş rahibi ile firavunun gözdesi Anck Su Namun gizli bir aşk yaşamaktadırlar. Ancak sevgililer yakalandığında cezaları korkunç olur. Güzel kadın intihar eder, baş rahip ise Hom-Dai, yani Ölüler Şehri Hamunaptra'ya diri diri gömülmeye mahkum edilir. Korkunç ceza infaz edilirken, rahip geri döneceğine yemin etmektedir. 1923'te Amerikalı maceracı Rick, Hamunaptra'yı bulmak isteyen İngiliz kardeşlere rehberlik etmektedir. Kaypak Johnathan, hazinelerin hayallerini kurarken, Evelyn'in merakı ise tamamen bilimseldir. Üçlü bilmeden korkunç laneti uyandıracaklardır.

Muhteşem Kahramanlar (2003)



Allan Quatermain, dünya çapında, parmakla gösterilen macera tutkunlarından biri olmakla kalmayıp aynı zamanda dünyanın hiç görmediği tüm süper kahramanların dahil olduğu birliğin başında bulunmaktadır. Quatermain'in sıradışı birliğinde her biri kendine özgü güçleri ve yetenekleri ile öne çıkan Kaptan Nemo, Dracula Mina Harker, görünmez adam Rodney Skinner, Amerikan gizli servis ajanı Sawyer, Dorian Gray, Dr. Jekyll/Mr. Hyde ve birliğin esrarengiz üyesi M yer almaktadır. İnsanlığın umudu olabilecek tüm dünya liderlerinin bir araya gelerek oluşturacakları komisyonu sabote etmeyi planlayan maskeli Fantom'un planlarına engel olmak için zaman kaybetmeden Kaptan Nemo'nun olağan dışı denizaltısı Nautilus'a binerek savunma hattına, yani İtalya'nın Venedik kentine doğru yola çıkarlar. Birliğin dünyayı kurtarmak için yalnızca 90 saati vardır.

Güzel ve Çirkin (1946)



İflasın eşiğindeki tüccar (Marcel André) bir oğlu ve üç kızı ile bir köyde yaşamaktadır. Kızlardan kendini beğenmiş,bencil ve şirret olan Felicie ve Adelaide, üçüncü kız Belle (Josette Day) üzerinde tahakküm kurmuş ve onu adeta bir hizmetçi gibi kullanmaktadırlar. Bir gün ormanda yolunu kaybeden tüccar karşısına çıkan garip bir şatoya girer. Kızı Belle için bir gül kopardığı esnada şatonun sahibi çıkagelir. Şatonun sahibi sihirli güçlere sahip yarı hayvan yarı insan bir yaratıktır.Tüccar'a kızlarından birisini kendisine vermediği takdirde onu öldüreceğini söyler. Kızlarından Belle babasını kurtarabilmek için kendini feda eder ve şatoya gider. Burada yaratığı tanıdıkça,onun göründüğü kadar vahşi ve acımasız olmadığını keşfeder.

Çöl Adamı Simon (1965)



Filmin konusu, 5. yy'da hayatının son 36 senesini bir sütun üzerinde çile doldurarak geçiren Suriyeli aziz Simeon Stylites 'ın hayat hikâyesinden izler taşımaktadır. Ancak Bunuel bu konuyu ele alsa da hikâyeye tam bir bağlılık göstermek gibi bir amaç gütmemiştir. Bu film, Viridiana ve Yokedici Melek' ten sonra yönetmen Luis Bunuel , oyuncular Claudio Brook ve Silvia Pinal, yapımcı ve Pinal' in kocası olan Gustavo Alatriste işbirliği ile çekilen üçüncü film olmuştur. Aziz Simeon Stylites' in oğlu Simón; 6 yıl, 6 ay ve 6 gün boyunca çölün ortasında bulunan sekiz metrelik bir sütunun üzerinde yaşayarak saf bir inanan haline gelebilmek için Tanrı'ya dua edip çile doldurmuştur. Zaman geldiğinde, yakınlardaki bir manastırdan gelen rahipler cemaati ile Simón' un mucizelerine ve azizliğine gönülden inanan fakir bir köylü kalabalığı onu selamlamak üzere çöle gelir. Keşişler tarafından kendisine rahiplik teklif edilen Simón, bu mertebe için değersiz olduğunu düşündüğünden bunu reddeder. Aynı anda Tanrı ile arasına hiçbir şeyin girmemesi gerektiğini düşündüğünden annesi ile vedalaşır ve rahiplerin önerdiği yeni bir sütuna çıkarak yeni bir çile dönemine girer. Bu sırada kendisinden şefaat dileyen elleri kesik bir adam için dua edip bir mucize gerçekleşirir ve ona ellerini geri verir. Aslında ondan mucize bekleyen kalabalık bu durumdan etkilenmez ve hep birlikte çölden ayrılıp Simón' u ve onun tırmandığı sütunun dibinde yaşamaya karar veren annesini yalnız bırakır.

Fando Y Lis (1968)

Külkedisi (1950)

Gökteki Kale (1986)



Yönetmen Hayao Miyazaki tarafından herhangi bir eserden uyarlanmaksızın yapılan ilk orijinal filmdir. Bu film aynı zamanda Studio Ghibli tarafından yapılan ilk eser olarak da tanınmaktadır. Özel olarak görevlendirilmiş bir devlet kuruluşu tarafından hava gemisinde esir tutulan kız Sheeta, geminin korsanlar tarafından saldırıya uğradığı anda bir fırsatını bulup kaçmaya kalkar ama gemiden aşağıya düşer. Bulutlar arasında hızla düşerken, bilincini kaybeden Sheeta'nın boynundaki kolye üzerindeki mavi taş ansızın çevreye ışık saçar ve Sheeta o ışığa sarılarak yavaşça yere doğru inmeye başlar. Maden kasabasında işçi olarak çalışan Pazu adlı bir çocuk, gökyüzünden iniş yapan Sheeta'yı tesadüfen kurtarır ve kendi evinde saklar…

Elm Sokağında Kabus 3 : Rüya Savaşçıları (1987)



Yüzlerce psikopatın ilham kaynağı acımasız Freddy Krueger, filmin orijinal yaratıcısı Wes Craven'ın (Scream 1, 2 ve 3) senaryosu ile yeni kurbanlar için geri dönüyor! Freddy, Elm Sokağı'nın sakinlerini korkunç yöntemlerle rüyalarında avlamaktadır. Tek umutları, rüya tarayıcısı ve Freddy'den sağ kalarak kurtulmayı başarmış Nancy Thompson'dır .O, bu savaşta Freddy'e kendi yöntemleriyle karşılık verebilecek tek kişidir.

Akrep Kral 3 (2012)

Akrep Kral 2: Savaşçının Yükselişi (2008)



Karanlık bir çağda bir adam meydan okumaya cesaret eder. Muhteşem dövüş yeteneklerinden faydalanan, güreşte bir sansasyon yaratan The Rock (Kaya), efsane olabilmek ve ulusu birleştirebilmek için bir imparatorluğa meydan okuyan bir savaşçıyı canlandırıyor. Muhteşem bir soundrack'e sahip olan The Scorpion King'de, baştan çıkarıcı Kelly Hu (Sunset Beach) ve güçlü oyuncu Michael Clark Duncan (Green Mile) da rol alıyorlar. Akıcı, şaşırtıcı ve eğlendirici. The Scorpion King muhteşem bir sinema ziyafeti sunuyor.

Akrep Kral (2002)



5.000 yıl önce acımasız savaşçı kral Memnon, kaderinde çöllerin korku dolu insanlarını yönetmek olduğuna inanıyordu. Komutası altındaki zalim barbarlardan kurulu ordusuyla her tarafı sildi süpürdü ve büyük bir katliam yaptı. Öldürmediği insanları köleleştirdi. Kendisine muhalefet edenleri sistemli bir biçimde yok eden Memnon'un stratejilerinin kaynağında geleceği çok iyi gören bir büyücü vardı. Büyücünün öngörüleri sayesinde düşmanlarına ne zaman, nereden ve nasıl saldıracağını biliyordu. Bu yüzden hiçbir savaşı kaybetmedi. Memnon'un zulmü karşısında sadece birkaç kabile direnebildi, son darbesinin kaçınılmaz olduğunu bildikleri için güçlerini birleştirme yoluna gittiler ve onu durdurabilecek tek güç olan Mathayus'un yardımını istediler. Öldürme sanatlarında beceri sahibi bir suikastçiler kuşağından gelen Mathayus, Memnon'un elindeki en tehlikeli araç olan büyücüyü safdışı edebilecek tek güçtü. Böylece Mathayus çok büyük cesaret ve dayanıklılık gerektiren bu savaşın içine girdi. Öncelikle ünlü Gomorrah kentinde bulunan Memnon'un sarayına gizlice sızarak şeytan ruhlu Memnon'un en değer verdiği varlığın güzeller güzeli Cassandra olduğunu keşfetti. Ancak Cassandra'yı öldürmektense onu rehin alıp ıssız Ölüm Vadisi'nin derinliklerine götürme yoluna gitti. Mathaus bir gerçeğin farkındaydı: Hayatta kalabilmenin tek çaresi, Memnon ile direkt bir çatışmaya girmekten geçiyordu.

Terry Brooks’un kitaplarından uyarlanan fantastik bir dizi: The Shannara Chronicles (2016 - 2017)


Yazanlar: Alfred Gough, Miles Millar
Başrol: Austin Butler
Poppy Drayton
Ivana Baquero
Manu Bennett
Aaron Jakubenko
Marcus Vanco
Tür: Fantastik, Macera
Yapım: ABD - 2016 - 2017
Puan: 6

Yıllar önce fantastik edebiyat kitaplarından yazar Terry Brooks’un Shannara Üçlemesi’ni okumuştum. Bu kitaplardan uyarlanan bir dizi yapıldığını görmek ise bir sürpriz oldu. Yıllar önce kitapta olan ve severek okuduğun masalsı kahramanların dizi uyarlamasını görmek ise heyecan verici olabilir.

The Shannara Chronicles (2016 – 2017), Amerikan yapımı ama çekimleri Auckland stüdyolarında ve Yeni Zelanda’nın diğer bölgelerinden yapılmıştır. Dizi 2016 ve 2017’de 10’ar bölümlük iki sezon halinde yayınlanmış ve daha sonra iptal edilmişti. En azından yapımcılar diziyi yayınlamak için yeni bir televizyonla anlaşana kadar.

Dizide dünyada yaşanan nükleer bir savaş sonrası, yani kıyamet sonrası (post-apocalyptic) bir dünya var. Ancak bu savaşlardan uzun yıllar sonra dünya aynı değildir. Uzak bir gelecekte insanlık yeniden kılıç ve ok kullanıp, ata bindikleri bir çağa dönmüşlerdir. Bir de büyünün olduğu, büyü kullanan Druid’lerin bulunduğu bir dünya var. Bunlara ek olarak dünyada sadece insanlar yaşamıyor artık. Yeni ırklar ortaya çıkmıştır: elfler, cüceler, troller ve tabii kötü yaratıklar.

Dizinin kahramanı ise soylu ve büyülü güçlere sahip Shannara’nın soyundan gelen bir gençtir. Ona yol arkadaşı olarak ise druidlerin sonuncusu Allanon eşlik ediyor. Tabii bir yandan macera başlarken bir yandan da kötünün dünyayı ele geçirmemesi için mücadele veriliyor.

Dizi benim açımdan birçok yönü ile hayal kırıklığı oldu. Tabii bunda kitaplarını okumamın ve beklentimin aşağı yukarı ona göre olduğunu söylemek gerekiyor. Bir yandan da karakter ve oyuncu seçimlerinde de beğenmediğim yönleri var.

Diziyi bir taraftan genç kitle için yapmaya çalışmışlar. Belki bundan dolayı bin yıllardır yaşayan ve kitapta da “Gandalf” türü bir karakter olan Allanon da biraz genç görünüyor.

Diğer taraftan ise ana karakter Wil Ohmsford’u oynayan Austin Butler’ın oyunculuğu ise dizinin en başarısız bulduğu kısmı. Butler günlük yaşamındaki mimiklerini diziye de taşımakla kalmamış, ana karakter karşılaştığı bütün durumlara karşı aynı bakış ve yüz ifadesiyle tepki vererek, aynı “donuk” ifadeyi her seferinde izleyiciye göstermeye devam etmiştir. Sarışın ve yakışıklı bir ana karaterimiz olsun derken ortaya bu çıkmıştır.

Dizi fantastik edebiyat ve film severler için en azından hiçbir şey yokken oturup izleyebilecekleri, ancak pek beklenti içine girmemeleri gereken yapımlardan biridir. Zaten pek tutmadığı için olsa ki iki sezon sonra iptal edilmiştir.

Yılın en iyi filmi ve masalı bir aşk öyküsü: The Shape of Water (2017)


Yönetmen: Guillermo del Toro
Oyuncular: Sally Hawkins
Michael Shannon
Richard Jenkins
Doug Jones
Michael Stuhlbarg
Octavia Spencer
Tür: Macera, Dram, Fantastik, Romantik
Yapım: ABD - 2017
Puan: 10

2017 yılında çok dikkat çeken ve en iyiler arasında gösterilen birkaç film vardı. Bunlardan özellikle üç filmi en baştan izleyeceklerim listesine almıştım. İlk önce “Get Out” filmini izledim ve kesinlikle güzel bir yapımdı. Geçenlerde “Three Billboards…”u izledim ve beklentileri kesinlikle karşıladı. En son olarak da bu yılın Oscar töreninde “En İyi Film” ödülünü alan filme geldi sıra:  Suyun Sesi (The Shape of Water - 2017).

Belki kimilerine göre Oscar “Three Billboards…” filmine verilmeliydi. Ama ben The Shape of Water (2017) filminin ister konusu, anlatımı, yapımı ve görselliği ile Oscar’ı hak ettiğini düşünüyorum. En başta filmin görsel yönünü çok güçlü buldum. Özellikle filmdeki bu yaratığın yapımı o kadar güzel ki alkışı hak ediyor. Zaten eğer sadece bu yaratığın çizimi, kostümün yapımının kamera arkası görüntülerini izlerseniz ne kadar büyük emek harcandığını görürsünüz.

Öte yandan böyle bir yaratık çizmek ve yapmak da kolay değil. Filmin kamera arkası görüntülerinde yönetmen Guillermo del Toro, nasıl bir yaratık hayal ettiğini anlatıyor ve şu cümlesi çok önemli: “Ben âşık olunabilecek bir yaratık istiyorum.” Bir yandan “yaratık” kelimesi hep olumsuz anlamda, öteki ve korkulan bir şey olarak kullanılıyor. Ancak buradaki yaratığın hem gerçek bir yaratık gibi olması gerekiyor, hem de filmin ana karakterinin âşık olabileceği sevecenliğe de sahip olması gerekiyor. İşte Guillermo del Toro burada bunu başarabilmiş.

Guillermo del Toro zaten bu tür filmlerin ve yaratıkların yönetmenidir. Onu Pan's Labyrinth (2006), Hellboy (2004) ve Pacific Rim (2013) gibi filmleri ve bu filmlerdeki benzer yaratıkları ile biliyoruz.

The Shape of Water (2017) filminin konusuna gelirsek; ABD, Baltimore ve yıl 1962. Gizli bir devlet tesisi. Film burada çalışan ve konuşma engelli bir kadının günlük yaşamı ile başlar. Elisa Esposito, bebekken aldığı bir yara sonucu konuşamıyor, ancak duyabiliyor. Hayallerinde ve rüyalarında ise hep sudan bir dünya var.

Bu askeri tesise bir gün Amazon’da yakalanan ve bölge yerlilerinin tanrı olarak gördüğü bir yaratık getirilir. İnsana benzen bir amfibiyen. Bu yaratığa tesiste üç farklı türde yaklaşım var. Tesisin yöneticisi Albay Richard Strickland, yaratığı bir canavar olarak görür ve sürekli işkence eder. Konuşamayan bir yaratıktan işkence ederek ne elde etmeye çalışıyorsa artık. Diğer bir yaklaşım bilim adamı olan Dr. Robert Hoffstetler / Dimitri Mosenkov’un (Amerikalı bilim adamı olarak görünen Sovyet casusu bilim adamı) yaklaşımıdır. O, yaratığa bir yandan şefkatle yaklaşırken, temel amacı onun özelliklerini bilimsel amaçlar, özellikle de Sovyetler’in çıkarları için kullanmak.

Konuşma engelli temizlikçi Elisa Esposito için ise bu yaratık tamamen farklı bir şey ifade eder. En başta her ikisi de konuşamıyor. Ancak yaratık konuşamasa da çok yakında onun zeki olduğunu ve kendisi gibi işaret dilini öğrenebildiğini görür. Ona yemek getirir, müzik dinletir ve ikisi arasında bir bağ oluşur, bir aşk yaşanır.

Masallardaki gibi çirkin ile güzel arasında, bu filmde de yaratık ile bir insan arasında eşi görülmemiş bir bağ ve duygular ortaya çıkar. Zaten filmin yapım tarzı, sunuşu ve müzikleriyle tam bir masalsı atmosfer oluşturuyor. Tabii bu aşkın çok süremeyeceğini düşünür izleyici. Çünkü bir gün sabrı tükenen askeri yönetim, yaratığın sırlarını çözmek için bu sefer de içini incelemeye karar verirler. Yani onu öldürecekler.

Diğer yandan ise Sovyetler de ya bu yaratığı ele geçirmeye ya da ABD’ye de kalmaması için öldürmeye karar verirler. Bu noktadan sonra her şey konuşma engelli temizlikçi Elisa ve onun birkaç arkadaşına kalmıştır. Âşık olduğu yaratığı kurtarmak için yeterli cesareti kendinde toplayabilecek mi?
 

Bol bol güldüren bir İskandinav mitolojisi filmi: Thor: Ragnarok (2017)


Yönetmen: Taika Waititi
Oyuncular: Chris Hemsworth
Tom Hiddleston
Cate Blanchett
Idris Elba
Jeff Goldblum
Tessa Thompson
Karl Urban
Mark Ruffalo
Anthony Hopkins
Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera, Komedi
Yapım: ABD - 2017
Puan: 8

Odin, Thor ve Loki, üçü de İskandinav mitolojisinde birer tanrı. Ancak yine bu mitolojiye göre onların da bir sonu var ve bu sonun ismi de Ragnarök. Ragnarök nedir ve mitolojide tanrıların sonu nasıl oluyor diye merak edenler için yazar A. S. Byatt’ın “Ragnarök: Tanrıların Alacakaranlığı” kitabını tavsiye ederim.

İşte bu film de ana konusunu mitolojiden alıyor. Tabii bir de DC Comics karakterleri ile süslenerek ve içine bol bol güleceğiniz espriler de eklenerek yapılmış bir film. Mitolojideki Ragnarök ile filmdeki Ragnarok’un farkı da var. En başta mitolojide tüm İskandinav tanrıları Ragnarök’te ölüyor. Filmde ise sadece Odin ölüyor (tam ölmüş de olmayabilir) ve Asgard yerle bir ediliyor. Tabii bunların hepsinin suçlusu da “yaramazlıkları” ile bilinen Loki’dir.

Filmin konusu ise şöyle: Odin ölünce, onun hapsettiği kızı ve ölüm tanrıçası Hela serbest kalır. Amacı Asgard’ı ele geçirmek, ölülerden oluşan ordusu ile tüm evrenin hâkimi olmaktır. Tabii bunu yaparken de eğer Asgardlılar karşısına çıkarsa onları da öldürmek. Thor’un Hela’yı ilk durdurma teşebbüsü başarısız olur ve bu çarpışma sonucunda o ünlü, yok edilemez baltası Hela’nın sadece bir dokunuşu ile un ufak olur. Thor da kendisini bilmediği bir gezegende hapsedilmiş ve arenada dövüşmek zorunda kalan bir köle savaşçı olarak bulur. Tabii burada Hulk ile karşılaşır ve Asgard’ı kurtarma planları yapar.

Thor Ragnarok (2017), Thor Üçlemesi’nin üçüncü filmi ve bence de bu filmler arasında en iyisi. En dikkat çeken ve beğenilen kısmı ise filmdeki espriler. Zaten film de eleştirmenlerde olumlu yorumlar alırken, en beğenilen özelliklerinde biri de mizahı olmuştu.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger