
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ay Üssü (1997)

Etiketler:
Ay Üssü İzle,
Fantastik,
macera,
Moonbase 1997,
Moonbase İzle,
Türkçe Dublaj
Şeytanın Sözleri (1991)

Yaşamın Renkleri (1998)

Etiketler:
Dram,
Fantastik,
komedi,
Pleasantville 1998,
Pleasantville İzle,
Türkçe Dublaj,
Yaşamın Renkleri İzle
Alacakaranlık Kuşağı (1959–1964)

Etiketler:
Alacakaranlık Kuşağı İzle,
Fantastik,
Gizem,
korku,
The Twilight Zone İzle,
Türkçe Dublaj
Van Helsing (2004)
Etiketler:
aksiyon,
Fantastik,
macera,
Türkçe Dublaj,
Van Helsing İzle
Oz Büyücüsü (1939)
Etiketler:
aile,
Fantastik,
macera,
Nostalji Filmler,
Oz Büyücüsü İzle,
The Wizard of Oz İzle,
Türkçe Dublaj
Mumya (1999)
Etiketler:
aksiyon,
Fantastik,
macera,
Mumya İzle,
The Mummy İzle,
Türkçe Dublaj
Muhteşem Kahramanlar (2003)
Güzel ve Çirkin (1946)
Etiketler:
Dram,
Fantastik,
Güzel ve Çirkin İzle,
La belle et la bête İzle,
romantik,
Türkçe Altyazılı
Çöl Adamı Simon (1965)
Külkedisi (1950)
Etiketler:
aile,
animasyon,
Cinderella İzle,
Fantastik,
Külkedisi İzle,
Türkçe Dublaj
Gökteki Kale (1986)
Etiketler:
animasyon,
Fantastik,
Gökteki Kale İzle,
macera,
Tenkû no shiro Rapyuta İzle,
Türkçe Dublaj
Elm Sokağında Kabus 3 : Rüya Savaşçıları (1987)
Akrep Kral 2: Savaşçının Yükselişi (2008)
Akrep Kral (2002)
Etiketler:
Akrep Kral İzle,
aksiyon,
Fantastik,
macera,
The Scorpion King İzle,
Türkçe Dublaj
Terry Brooks’un kitaplarından uyarlanan fantastik bir dizi: The Shannara Chronicles (2016 - 2017)
Yazanlar: Alfred Gough, Miles Millar
Başrol: Austin Butler
Poppy Drayton
Ivana Baquero
Manu Bennett
Aaron Jakubenko
Marcus Vanco
Tür: Fantastik, Macera
Yapım: ABD - 2016 - 2017
Puan: 6
Yıllar önce fantastik edebiyat kitaplarından yazar Terry Brooks’un Shannara Üçlemesi’ni okumuştum. Bu kitaplardan uyarlanan bir dizi yapıldığını görmek ise bir sürpriz oldu. Yıllar önce kitapta olan ve severek okuduğun masalsı kahramanların dizi uyarlamasını görmek ise heyecan verici olabilir.
The Shannara Chronicles (2016 – 2017), Amerikan yapımı ama çekimleri Auckland stüdyolarında ve Yeni Zelanda’nın diğer bölgelerinden yapılmıştır. Dizi 2016 ve 2017’de 10’ar bölümlük iki sezon halinde yayınlanmış ve daha sonra iptal edilmişti. En azından yapımcılar diziyi yayınlamak için yeni bir televizyonla anlaşana kadar.
Dizide dünyada yaşanan nükleer bir savaş sonrası, yani kıyamet sonrası (post-apocalyptic) bir dünya var. Ancak bu savaşlardan uzun yıllar sonra dünya aynı değildir. Uzak bir gelecekte insanlık yeniden kılıç ve ok kullanıp, ata bindikleri bir çağa dönmüşlerdir. Bir de büyünün olduğu, büyü kullanan Druid’lerin bulunduğu bir dünya var. Bunlara ek olarak dünyada sadece insanlar yaşamıyor artık. Yeni ırklar ortaya çıkmıştır: elfler, cüceler, troller ve tabii kötü yaratıklar.
Dizinin kahramanı ise soylu ve büyülü güçlere sahip Shannara’nın soyundan gelen bir gençtir. Ona yol arkadaşı olarak ise druidlerin sonuncusu Allanon eşlik ediyor. Tabii bir yandan macera başlarken bir yandan da kötünün dünyayı ele geçirmemesi için mücadele veriliyor.
Dizi benim açımdan birçok yönü ile hayal kırıklığı oldu. Tabii bunda kitaplarını okumamın ve beklentimin aşağı yukarı ona göre olduğunu söylemek gerekiyor. Bir yandan da karakter ve oyuncu seçimlerinde de beğenmediğim yönleri var.
Diziyi bir taraftan genç kitle için yapmaya çalışmışlar. Belki bundan dolayı bin yıllardır yaşayan ve kitapta da “Gandalf” türü bir karakter olan Allanon da biraz genç görünüyor.
Diğer taraftan ise ana karakter Wil Ohmsford’u oynayan Austin Butler’ın oyunculuğu ise dizinin en başarısız bulduğu kısmı. Butler günlük yaşamındaki mimiklerini diziye de taşımakla kalmamış, ana karakter karşılaştığı bütün durumlara karşı aynı bakış ve yüz ifadesiyle tepki vererek, aynı “donuk” ifadeyi her seferinde izleyiciye göstermeye devam etmiştir. Sarışın ve yakışıklı bir ana karaterimiz olsun derken ortaya bu çıkmıştır.
Dizi fantastik edebiyat ve film severler için en azından hiçbir şey yokken oturup izleyebilecekleri, ancak pek beklenti içine girmemeleri gereken yapımlardan biridir. Zaten pek tutmadığı için olsa ki iki sezon sonra iptal edilmiştir.
Yılın en iyi filmi ve masalı bir aşk öyküsü: The Shape of Water (2017)
Yönetmen: Guillermo del Toro
Oyuncular: Sally Hawkins
Michael Shannon
Richard Jenkins
Doug Jones
Michael Stuhlbarg
Octavia Spencer
Tür: Macera, Dram, Fantastik, Romantik
Yapım: ABD - 2017
Puan: 10
2017 yılında çok dikkat çeken ve en iyiler arasında gösterilen birkaç film vardı. Bunlardan özellikle üç filmi en baştan izleyeceklerim listesine almıştım. İlk önce “Get Out” filmini izledim ve kesinlikle güzel bir yapımdı. Geçenlerde “Three Billboards…”u izledim ve beklentileri kesinlikle karşıladı. En son olarak da bu yılın Oscar töreninde “En İyi Film” ödülünü alan filme geldi sıra: Suyun Sesi (The Shape of Water - 2017).
Belki kimilerine göre Oscar “Three Billboards…” filmine verilmeliydi. Ama ben The Shape of Water (2017) filminin ister konusu, anlatımı, yapımı ve görselliği ile Oscar’ı hak ettiğini düşünüyorum. En başta filmin görsel yönünü çok güçlü buldum. Özellikle filmdeki bu yaratığın yapımı o kadar güzel ki alkışı hak ediyor. Zaten eğer sadece bu yaratığın çizimi, kostümün yapımının kamera arkası görüntülerini izlerseniz ne kadar büyük emek harcandığını görürsünüz.
Öte yandan böyle bir yaratık çizmek ve yapmak da kolay değil. Filmin kamera arkası görüntülerinde yönetmen Guillermo del Toro, nasıl bir yaratık hayal ettiğini anlatıyor ve şu cümlesi çok önemli: “Ben âşık olunabilecek bir yaratık istiyorum.” Bir yandan “yaratık” kelimesi hep olumsuz anlamda, öteki ve korkulan bir şey olarak kullanılıyor. Ancak buradaki yaratığın hem gerçek bir yaratık gibi olması gerekiyor, hem de filmin ana karakterinin âşık olabileceği sevecenliğe de sahip olması gerekiyor. İşte Guillermo del Toro burada bunu başarabilmiş.
Guillermo del Toro zaten bu tür filmlerin ve yaratıkların yönetmenidir. Onu Pan's Labyrinth (2006), Hellboy (2004) ve Pacific Rim (2013) gibi filmleri ve bu filmlerdeki benzer yaratıkları ile biliyoruz.
The Shape of Water (2017) filminin konusuna gelirsek; ABD, Baltimore ve yıl 1962. Gizli bir devlet tesisi. Film burada çalışan ve konuşma engelli bir kadının günlük yaşamı ile başlar. Elisa Esposito, bebekken aldığı bir yara sonucu konuşamıyor, ancak duyabiliyor. Hayallerinde ve rüyalarında ise hep sudan bir dünya var.
Bu askeri tesise bir gün Amazon’da yakalanan ve bölge yerlilerinin tanrı olarak gördüğü bir yaratık getirilir. İnsana benzen bir amfibiyen. Bu yaratığa tesiste üç farklı türde yaklaşım var. Tesisin yöneticisi Albay Richard Strickland, yaratığı bir canavar olarak görür ve sürekli işkence eder. Konuşamayan bir yaratıktan işkence ederek ne elde etmeye çalışıyorsa artık. Diğer bir yaklaşım bilim adamı olan Dr. Robert Hoffstetler / Dimitri Mosenkov’un (Amerikalı bilim adamı olarak görünen Sovyet casusu bilim adamı) yaklaşımıdır. O, yaratığa bir yandan şefkatle yaklaşırken, temel amacı onun özelliklerini bilimsel amaçlar, özellikle de Sovyetler’in çıkarları için kullanmak.
Konuşma engelli temizlikçi Elisa Esposito için ise bu yaratık tamamen farklı bir şey ifade eder. En başta her ikisi de konuşamıyor. Ancak yaratık konuşamasa da çok yakında onun zeki olduğunu ve kendisi gibi işaret dilini öğrenebildiğini görür. Ona yemek getirir, müzik dinletir ve ikisi arasında bir bağ oluşur, bir aşk yaşanır.
Masallardaki gibi çirkin ile güzel arasında, bu filmde de yaratık ile bir insan arasında eşi görülmemiş bir bağ ve duygular ortaya çıkar. Zaten filmin yapım tarzı, sunuşu ve müzikleriyle tam bir masalsı atmosfer oluşturuyor. Tabii bu aşkın çok süremeyeceğini düşünür izleyici. Çünkü bir gün sabrı tükenen askeri yönetim, yaratığın sırlarını çözmek için bu sefer de içini incelemeye karar verirler. Yani onu öldürecekler.
Diğer yandan ise Sovyetler de ya bu yaratığı ele geçirmeye ya da ABD’ye de kalmaması için öldürmeye karar verirler. Bu noktadan sonra her şey konuşma engelli temizlikçi Elisa ve onun birkaç arkadaşına kalmıştır. Âşık olduğu yaratığı kurtarmak için yeterli cesareti kendinde toplayabilecek mi?
Bol bol güldüren bir İskandinav mitolojisi filmi: Thor: Ragnarok (2017)
Yönetmen: Taika Waititi
Oyuncular: Chris Hemsworth
Tom Hiddleston
Cate Blanchett
Idris Elba
Jeff Goldblum
Tessa Thompson
Karl Urban
Mark Ruffalo
Anthony Hopkins
Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera, Komedi
Yapım: ABD - 2017
Puan: 8
Odin, Thor ve Loki, üçü de İskandinav mitolojisinde birer tanrı. Ancak yine bu mitolojiye göre onların da bir sonu var ve bu sonun ismi de Ragnarök. Ragnarök nedir ve mitolojide tanrıların sonu nasıl oluyor diye merak edenler için yazar A. S. Byatt’ın “Ragnarök: Tanrıların Alacakaranlığı” kitabını tavsiye ederim.
İşte bu film de ana konusunu mitolojiden alıyor. Tabii bir de DC Comics karakterleri ile süslenerek ve içine bol bol güleceğiniz espriler de eklenerek yapılmış bir film. Mitolojideki Ragnarök ile filmdeki Ragnarok’un farkı da var. En başta mitolojide tüm İskandinav tanrıları Ragnarök’te ölüyor. Filmde ise sadece Odin ölüyor (tam ölmüş de olmayabilir) ve Asgard yerle bir ediliyor. Tabii bunların hepsinin suçlusu da “yaramazlıkları” ile bilinen Loki’dir.
Filmin konusu ise şöyle: Odin ölünce, onun hapsettiği kızı ve ölüm tanrıçası Hela serbest kalır. Amacı Asgard’ı ele geçirmek, ölülerden oluşan ordusu ile tüm evrenin hâkimi olmaktır. Tabii bunu yaparken de eğer Asgardlılar karşısına çıkarsa onları da öldürmek. Thor’un Hela’yı ilk durdurma teşebbüsü başarısız olur ve bu çarpışma sonucunda o ünlü, yok edilemez baltası Hela’nın sadece bir dokunuşu ile un ufak olur. Thor da kendisini bilmediği bir gezegende hapsedilmiş ve arenada dövüşmek zorunda kalan bir köle savaşçı olarak bulur. Tabii burada Hulk ile karşılaşır ve Asgard’ı kurtarma planları yapar.
Thor Ragnarok (2017), Thor Üçlemesi’nin üçüncü filmi ve bence de bu filmler arasında en iyisi. En dikkat çeken ve beğenilen kısmı ise filmdeki espriler. Zaten film de eleştirmenlerde olumlu yorumlar alırken, en beğenilen özelliklerinde biri de mizahı olmuştu.
Etiketler:
2017,
8 Yıldız,
ABD,
aksiyon,
Cate Blanchett,
Chris Hemsworth,
Fantastik,
Film Eleştirisi Yorumu,
komedi,
macera,
Mark Ruffalo,
Taika Waititi,
Tom Hiddleston


