Latest Movie :
Recent Movies
Ridley Scott etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ridley Scott etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ridley Scott, Gladyatör’ün devam filmi üzerinde çalışıyor


Ünlü yönetmen Ridley Scott, Alien ve Blade Runner’ın devam filmlerinden sonra bu sefer de Gladyatör’e el atıyor.

2000 yılı yapımı ve başrolde Russell Crowe’un olduğu Gladyatör filmi, en iyi erkek oyuncu ve en iyi film olmakla, beş dalda Oscar kazanmıştı.

Deadline sitesinde yer alan habere göre, Ridley Scott, Gladyatör filminin devamı için çalışmaya başladı.

Gladyatör’de Russell Crowe’un canlandırdığı Maximus karakteri, filmin sonunda Commodus ile dövüşerek ölmüştü. Devam filminde ise Commodus’un yeğeni Lucius’un hikâyesi anlatılacak. Maximus, Lucius ve annesini, babası ve Roma lider Marcus Aurelius’u öldürerek iktidara konan Commodus’tan kurtarmıştı. Ancak filmin sonunda öldüğü için de devam filminde göremeyeceğiz.

Gladyatör (2000) dünya genelinde 457 milyon dolar gişe hasılatı elde etmişti. Filmden hemen sonra ikincisi düşünülse de yapılamamıştı. Hatta Russell Crowe’un devam filminde de oynamak istediği biliniyordu.

Ridley Scott “Yaratık” hakkında: Canavar neredeyse ömrünü doldurdu


Haber: Javanshir Gadimov

Ünlü yönetmen Ridley Scott, yeni Yaratık filminin yapımı konusunda şüpheleri olduğunu söyledi. Scott’a göre “canavar artık neredeyse ömrünü doldurdu”.

Ridley Scott daha önce yaptığı iki filmin devam filmlerini yönetmek seçimi ile karşı karşıya kaldığını açıkladı. Scott, Prometheus (2012) filminin devamı olan Yaratık: Covenant (2017) filmi ile devam etmeyi seçmiş. Bununla da Scott’un yönettiği Blade Runner (1982) filminin devamı olan Blade Runner 2049 (2017) filmini yönetmek görevi de Denis Villeneuve’e verilmiş.

Yaratık: Covenant’ın hâsılatı beklendiği gibi olmayınca, serinin devamı yapılamayabilir. Scott ise daha iki Yaratık filmi yapabileceği yönünde konuşmuştu önceleri. The Hollywood Reporter’e yeni verdiği röportajında Scott, bu aralar yapımcılık ve yönetmenlikler ile yoğun olduğunu söylerken, yaratık serisinin artık neredeyse zamanını dolduğunu da kaydetti.

Scott, “Prometheus’u devam ettirmenin güzel bir iş olduğunu düşünmüştüm. Çünkü sıfırdan güzel bir başlangıç yapmıştık. Bundan dolayı Covenant ile aynı fikri takip ettik ve Yaratık serisini yeniden dirilttik.” dedi.

Buna rağmen Scott şunu da kabul etti: “Şahsen canavarın (yaratık) artık neredeyse ömrünü doldurduğunu düşünüyorum.”

Tabii henüz kesinleşen bir şey yok ama Yaratık serisinin devam filminin devamına artık şüpheyle yaklaşılıyor.

Yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkiyi inceleyen film: Prometheus (2012)


Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Noomi Rapace
Michael Fassbender
Guy Pearce
Idris Elba
Logan Marshall-Green
Charlize Theron
Tür: Bilim Kurgu,  Gizem,  Macera
Yapım: ABD - 2012
Puan: 9

Prometheus (2012), Yaratık serisinin beşinci filmi ancak orijinal serinin öncesindeki olayları anlatıyor. Daha da açarsak, yaratığın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Buna ek olarak filmde en çok dikkatimi çeken husus ise yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkiyi işlemiş olmasıdır.

İnsanlığın hep sorduğu en önemli tek bir soru var. İnsanı kim yarattı ve neden? Bu soruya temelde iki farklı bakış açısıyla cevap veriliyor. Birincisi dini açıdan insanın Allah (Tanrı) tarafından yaratıldığı açıklamasıdır. Bu da inanç ya da inanmak ile ilgilidir. Ki filmde de bilim insanı ekibinin başı Dr. Elizabeth Shaw sürekli inanca vurgu yapar ve boynunda da haç taşır. 

İkincisi ise insanın varlığının kaynağına ilişkin verilen cevap pozitivist bakış açısı ve Darwin’in Evrim kuramı ile ilgilidir. İnsan, bir dizi moleküler değişim sonucu biyolojik olarak evrim geçirerek bugünkü halini almıştır.


İşte Prometheus (2012) filmi de bu her iki bakış açısına göre yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkilere değiniyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Arkeologlar Elizabeth Shaw ve Charlie Holloway, dünyanın farklı bölgelerinde yaptıkları kazılarda, taşlar üzerinde eski uygarlıklara ait bir dizi çizimler keşfederler. Hepsi de insan, insanın taptığı “tanrısal” ve kocaman varlıklar ve bu varlıkların gökyüzünde gösterdiği bir dizi yıldızı tasvir ediyor. Bu yıldızların dizilimi bütün çizimlerde de aynıdır.

Elizabeth Shaw, bu resimleri insanlar ve onları yapan “Mühendis” (Engineer) ismini verdikleri tanrılar olarak yorumlar. Çizimlerdeki gezegenleri ise bir harita ve buraya bir davet olarak görür. Bu bilim kadınının amacı insanı yapan Mühendis’leri bulmak ve bir dizi cevap almaktır. En başta da bilimsel kimliğinin kabul etmediği “yaratıcı”ya olan inancını doğrulamaktır. 

David isimli yapay zekâ bir android robotun idaresinde hedefleri olan gezegenin ayına gelen araştırma ekibi, uyku (stasis) halinden uyanır ve onlara görevleri ile ilgili bu bilgiler verilir. Neredeyse tamamı farklı alanda bilim insanlarından oluşan topluluğun ilk tepkisi, ‘Darwin’in 300 yıllık Evrim teorisini bir kenara mı atalım mı şimdi?’ olur (Filmdeki olayların 2089 yılında geçiyor). Çünkü önlerinde duran ayda insanı yaratan “Mühendis” ismini verdikleri yaratıcıları ile karşılaşmayı bekliyorlar.

Prometheus isimli uzay gemisiyle gelen ekip, burada “Mühendis”lerin çoğunu ölü olarak bulur. Bu “yaratıcı” olarak gördükleri türün DNA’sı ile insan DNA’sının tamamen aynı olduğunu öğrenirler. Ayrıca Mühendis’lerin 2000 yıl önce kendi yaptıkları biyolojik bir silahın kurbanı olduklarını ve bu silahın da aslında Dünya’da insanları yok etmek amaçlı yapıldığını şaşırarak anlarlar. 

Şimdi geldikleri gezegende cevaplar bulacaklarını umarken çok daha fazla soru ortaya çıkar. Mühendis’ler neden insanları yaptı ve neden daha sonra hepsini bir kitle imha silahı ile yok etmeye çalıştı?

Bu arada “yaratıcı” olarak gördükleri bu varlıkların da ölümlü olmasına alaycı bir tavırla David yorum yapar: “Demek bunlar da ölümlüdür.” Çünkü kendisini ölümsüz olarak görüyor.

Prometheus ekibi sonunda sağ olan tek “Mühendis”i bulur. Bu keşif gezisini organize ve finanse eden ihtiyar işadamı Peter Weyland onlardan kendisinin daha uzun yaşaması için yardım ister. Bu aslında uzay yolculuğunun asıl ve herkesten gizlenen amacıdır. Tabii insana benzeyen ama çok daha büyük ve güçlü olan bu Mühendis herkesi öldürür ve android David’in de kafasını koparır. Ayrıca 2000 yıl önce yarım kalan ve insanlığı Dünya’dan tamamen silme işine kaldığı yerden devam etmek ister.


Tabii bu arada Mühendis’lerin keşfi olan siyah bir sıvıdan türeyen yaratık da işe koyulmuştur ve olaylar daha da karışır. Elizabeth Shaw ise hâlâ sorularına cevap arar: “Neden bizi yaptınız ve neden şimdi de yok etmek istiyorsunuz?” Ancak bu sorularına bu gezegende cevap bulamayacaktır. Onun yerine işlerin en sarpa sardığı bir anda haçına ve inancına bir daha sarılır ve Tanrı’dan özür ve yardım diler. 

Filmde ne ana karakter Elizabeth Shaw ne de izleyici sorulan sorulara cevap bulamayacaktır. Film bütün soruları askıda ve daha çok da izleyicinin cevaplamasına bırakır. Ancak bir yandan da filme “Prometheus” adı verilmesi ile Yunan mitolojisine gönderme yapar. Prometheus’un ateşi Zeus’tan çalarak insanlara vermesi ve yardım etmesini, bunun sonucu da sonsuza kadar kayalıklara zincirlenmesini hatırlarsınız.


Film her ne kadar kendi sorduğu birçok soruyu cevapsız ve izleyicinin cevaplamasına bıraksa da bir soruya en başta, filmin girişinde hafif bir cevap niteliğinde bir yanıt veriyor. İnsan şeklindeki “Mühendis” grubundan biri, içtiği siyah bir sıvı sonucu DNA’sına kadar parçalanır ve bir nehre karışarak yok olur. Bu da yinen Yunan-Roma ve Aztek mitolojilerinde tanrının insanı kendi suretinde, kendinden bir parçadan yaratmasına göndermede bulunur.

Yenisini izlemeden önce Bıçak Sırtı (Blade Runner - 1982) üzerine


Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Harrison Ford
Rutger Hauer
Sean Young
Edward James Olmos
Daryl Hannah
Tür: Bilim Kurgu,  Dram,  Gerilim
Yapım: ABD - 1982
Puan: 9

Bıçak Sırtı (Blade Runner - 1982) hem olumlu hem de olumsuz görüşler almasına rağmen 20. yüzyılın kült filmleri arasında yerini almıştır. Bu yıl “Blade Runner 2049” adı ile filmin devamı gösterime girerken, yeni filmi izlemeden önce eski filmi bir daha izlemeye karar verdim.

Bıçak Sırtı (Blade Runner - 1982), ünlü oyuncu Harrison Ford ile özdeşleşmiştir. Filmin senaryosu ise Philip K. Dick'in Android'ler “Elektrikli Koyun Düşler mi?” adlı romanı temel alınarak hazırlanmıştır. Vizyona girdiği dönemde çok az gişe hâsılatı elde eden film, daha sonra çok konuşulan ve beğenilen filmler arasında yerini aldı. Hatta o kadar ki yönetmeni Ridley Scott dâhil filmin birkaç versiyonu hazırlanarak piyasaya sunuldu.

Filmin konusu ise kısaca şöyle: Tyrell şirketi, robot teknolojisinde yeni bir çığır açarak insana benzeyen yeni androidler geliştirir. Nexus aşaması olarak adlandırılan bu robotlardan Nexus 6 versiyonları ise onu yapan mühendisler ile aynı zekaya sahiptiler. Bu robotlar Dünya dışı gezegenlerin kolonileştirilmesinde, özellikle de insanlar zararlı olan ortamlarda, köle gibi çalıştırılıyorlardı. Ancak insana benzedikleri için  “Replicant” (Kopya) ismi verilen bu robotlar kanlı bir isyan çıkarır. Bunun ardından Dünya’da yasaklanırlar ve avlanmaya başlarlar.

Replicant’ları avlanmak için ise “Blade Runner” (Bıçak Koşucuları) ismi verilen özel bir polis birimi var. Filmin ana karakteri Rick Deckard (Harrison Ford) da Blade Runner’lardan biridir. Ancak görevini bırakmak istiyor. Buna rağmen bir gemiyle Dünya’ya dönen birkaç Replicant’ı avlamak için görevlendirilir ve istemese de kabul etmek zorunda kalır. Bu Replicant’lar ise Tyrell şirketinin yöneticisini öldürmek amacıyla Dünya’ya gelmişlerdir.

Filmde 2019 yılının Los Angeles şehrini görüyoruz. İlk sahnelerden kalabalık bir şehir, tıkış tıkış binalar, fabrikaların bacalarından püsküren alevler, çakan şimşekler, piramitler gibi koca binalar dikkat çekiyor. Binalarda koca koca reklamlar, uçan araçlardan yapılan ilanlar ve duyurular, puslu, yağmurlu, kirli ve aşırı kalabalık sokaklar. Karanlık bir gelecek çizen filmde, insan tipleri de ilginç, karışık ve alışılmışın dışındadır.

Bütün bu tasvirler, görüntülerle ve anlatımlarla film 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başları için öngörülen aşırı nüfus artışı, küreselleşme, iklim değişikliği ve teknolojinin gelişmesi sonucu genetik mühendislik konularına dikkat çekiyor.

Filmin ana karakteri bir yandan ona verilen görevle Replicant’ları bulup öldürüyor ancak diğer yandan ise Tyrell şirketi yöneticisinin özel olarak yaptığı bir androide ilgi duyar. Bu Rachael isimli robot kendini insan zannetmektedir. Çünkü yapılırken ona bir insanın anıları yüklenmiştir. Robot olduğu söylendiğinde ise üzülür. Ana karakter Rick Deckard bir ikilemle karşılaşır. Bir yandan bazı Replicant’ları öldürüyor, diğer yandan ise birine ilgi duyar. Bu sefer de onu korumak için uğraşır.

Filmi izlerken beni en başta hem şaşırtan hem de eğlendiren durum, Harrison Ford’un ne kadar genç görünmesi oldu. Sonuç itibariyle 35 yıllık bir film. Tabii 35 yıllık bir film olduğu için de bazı sahneler son yıllarda alıştığımız filmlerin hızlı akışına ve hareketliliğine göre biraz durağan görünebilir. Ancak yine de izlenmeye değer bir film.

Yaratık: Covenant (Alien: Covenant - 2017)


Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Michael Fassbender,
Katherine Waterston,
Billy Crudup,
Danny McBride,
Demián Bichir
Tür: Bilim Kurgu,  Aksiyon,  Gerilim,  Macera
Yapım: ABD / İngiltere - 2017
Puan: 7

“Yaratık: Covenant”, Yaratık serisinin altıncı filmi. Ancak bu filmde diğer filmlere göre beğendiğim bir tarafı bulunuyor. Bu filme felsefi bir bakış açısı eklemişler.

Yaratık filmlerini hatırlarsınız. Dünyaya gelen uzaylı yaratıklar, insanların vücutlarını kullanarak çoğalmaya çalışıyor. Yaratığın temas ettiği insanların içinde bir süre sonra büyüyen yeni yaratıklar çıkar.

Bu film ise yaratığın nasıl ortaya çıktığına ışık tutuyor. Film zengin bir işadamı Peter Weyland’ın yaptığı yeni android robot ile konuşması ile başlıyor. Robota ne isim almak istediğini sorar. Odada Michelangelo’nun “David” isimli heykelini göre android ise David ismini almak istediğini söyler. Filmin ana konusu olan asıl konuşmalar ise robot, onu yapan ve “Ben senin babanım” diyen yapımcısı arasında yaşanır.

- Sana bir soru sorabilir miyim Baba?
- Lütfen
- Eğer beni sen yarattıysan seni kim yarattı?

Peter Weyland, yapay zekâ bu robotun sorusuna ise insanın tamamen şans eseri ve tesadüfen bir dizi moleküler ve biyolojik gelişme sonucu yarandığına inanmadığını söyler. Amacı androidi ile birlikte evrenin sırların keşfetmek ve yaratıcıyı bulmaktır.

Ancak David bir süre düşündükten sonra kendi görüşünü söyler ve bu da hem onu yapan kişiyi şaşırtır hem de kızdırır. David şunu söyler: “Sen kendi yaratıcını arıyorsun, ben ise beni yaratana bakıyorum. Sen beni yaptın ama öleceksin, bense ölmeyeceğim.”

Filmin devamında ise uzayda bir gemi görüyoruz. 2104 yılı ve Covenat isimli gemi uzak bir Origae-6 gezegenine yol alıyor. Gemide Walter isimli, David’e benzeyen ama yeni model bir android, mürettebat, uyku halinde 2000 koloni üyesi ve onun yarısı kadar da insan embriyosu var. Geminin hedefi söz konusu gezegene gitmek ve orada bir insan kolonisi kurmaktır.

Ancak beklenmedik bir olay -uzaydaki solar bir patlama- sonucu gemi hasar görür. Yakın ve insan yaşamına elverişli bir gezegenden gelen sürpriz sinyal üzerine gemi mürettebatı bu gezegeni keşfe çıkmaya karar verir. Çünkü gitmek istedikleri Origae-6 gezegenine daha 7 yıl 4 aylık bir yılları var. Ancak yeni buldukları bu gezegen ise hemen yanı başlarındadır. İstedikleri koloniyi burada kurabilirler.

Mürettebat bu yeni gezegeni keşfe çıkar. Burada 11 yıl önce kaybolan Prometheus isimli gemiyi, ortadan yok olan bir medeniyeti, David’i ve tabii ki de yaratıkları bulurlar. Ancak en ilginç yanı bu yaratığın kaynağıdır. Hepsinin David’in kendisinin bir yaratıcı olma isteği ve yaratıcılığa soyunması ile ilgilidir.

Alien filmleri arasında özellikle yaratıcı ve yaratılan arasındaki ilişkiye değinmesi ve “yaratık”ın kaynağına ilişkin bilgi vermesi açısında en çok beğendiğim film oldu.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger