Latest Movie :
Recent Movies
Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Enerjik hareketleri ve ilginç mimikleri ile dikkat çeken Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Louis de Funes, Fransız aktör ve komedyen. Yaşamı boyunca 130’dan fazla filmde ve 100'ün üzerinde tiyatro oyununda rol aldı. Bu aktörü  izleyicinin gözünde farklı kılan şey ise yüksek enerjili performansı, hareketleri ve çok ilginç ve sıradışı yüz ifadeleri.

Fransız komedisinin usta ismi: Louis de Funes


Louis de Funes, Fransa dışında Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde iyi bilinen bir isim. Ancak Atlantik’in ötesinde pek bilinmiyor. Buna rağmen aktör öyle güzel filmler ve komedilere imza atmış ki bir kere izleyen bir daha asla unutmaz.

Tabii böyle anlatmakla anlaşılmayabilir. Aşağıdaki kısa video, oyuncunun hareketleri, mimikleri ile ilgili size daha fazla bilgi verecek. Video bir filmden ve Fransızca olduğu için ne konuşulduğunu anlamasanız da izleyicinin ilgisini çekmeye ve güldürmeye yetiyor.


Benzer yazı: Unutulmaz filmlerden: Macera Peşinde (Les aventuriers - 1967)

En iyi Louis de Funes filmleri hangisi?


Dediğimiz gibi ünlü Fransız aktör hayatı boyunca 130’dan fazla filme imza attı. Ancak yine de bunlar arasında bazıları sadece oyuncunun rol aldığı en iyi değil, aynı zamanda Fransa komedisinin de en iyi filmlerinden sayılıyor. İşte size birkaç öneri.

Les aventures de Rabbi Jacob (1973)

Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Türkçesi “Papaz Kaçtı” olarak çevrilmiş ve özgün adının çevirisi ise “Rabbi Jacob’un Maceraları” şeklinde. Bir grup katilden kaçan Victor, kaba ve bağnaz bir Fransız. Peşindeki katillerden de saklanmak için bir Yahudi hahamın elbiseleri çalar ve onun kılığına girer. İşin ilginç yanı ise bu haham ile sima olarak da benziyorlar. Bu benzerlik sonucu kahkaha tufanının başlayacağı ve macera dolu sahneler ortaya çıkaracak. Filmde ana karakterin farklı kültüre olan tahammülsüzlüğü ve ırkçılığı yine komedi üzerinden eleştiriliyor.



L'aile ou la cuisse (1976)

Charles Duchemin, çok ünlü bir gurme ve fast food restoranına savaş açar. Buranın sahibi ile bir de yemek tatma yarışına çıkacak. Ancak yediği bir şeyler tat ve koku alma hissini kaybetmesine sebep olur. Bir yandan neden başına böyle bir şey geldiğini araştırır, diğer yandan ise bu yarışmayı kazanması gerekiyor. Film bir yandan fast food üretim konusuna değiniyor. Ana karakter bu yemeklerin üretildiği bir tesis bulur. Tavuk, balık ve hatta marul bile plastik türü bir maddeden üretilmiştir. Aslında günümüz gıda sektörünün nasıl da insanları zehirlediğine dikkat çekiyor. Tabii abartarak ve güldürerek.

La grande vadrouille (1966)

Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


“Şahane Oyun” diye Türkçe’ye çevrilen filmin konusu İkinci Dünya Savaşı’nda geçiyor. Milyonlarca insanın öldüğü ve acı dolu günleri anlatan bir komedi olur mu derseniz, eğer işin içinde Louis de Funes varsa tabii ki olur. Bir savaşı ve savaş günlerini güldürerek anlatan bir film bu. Funes burada büyük bir opera evinin orkestra şefi Stanislas Lefort’u oynuyor. Olaylar İngiliz hava kuvvetlerinden üç pilotun onun bulunduğu şehre paraşüt ilen inmeleri ile başlıyor. Bu pilotları Nazilerin eline geçmekten kurtarmak için yine türlü türlü maceralar ve güldürü başlar.

Benzer yazı: Hafızamdan hiç silinmeyen filmlerden: Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975)

Fantomas ve Komiser Juve


Fransız aktör ve komedyen: Louis de Funes


Louis de Funes ayrıca Fantomas filmleri ile de ünlü. Bu filmlerde Komiser Juve karakterini canlandırıyor. Fantomas hep kötülük yapma peşinden koşan ve kimliği bilinmeyen ilginç bir karakter. Komiser Juve de onu kovalarken türlü türlü komik hallere düşüyor. Bu iki film karakterini bir araya getiren birden fazla film var.

Tam adı Louis Germain David de Funes de Galarza olan ünlü Fransız oyuncu 31 Temmuz 1914 dünyaya gözlerini açmış ve 27 Ocak 1983’te 68 yaşındayken hayatını kaybetmişti.

Christopher Nolan’ın en iyi çalışması: Dunkirk (2017)


Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Tom Hardy
Cillian Murphy
Mark Rylance
Aneurin Barnard
Kenneth Branagh
Tür: Aksiyon, Dram, Savaş, Tarih
Yapım: ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda - 2017
Puan: 8

Dunkirk (2017), hem yapımcısı hem yönetmeni hem de senaryo yazarı Christopher Nolan olan tarihi bir filmdir. Film 1940 yılında Almanların Fransa’yı işgali sonucu Dunkirk’te sıkışıp kalan Müttefik İngiliz, Belçike ve Fransız kuvvetlerinin bu şehirden tahliyesini anlatıyor.

Tabii tahliye kolay değildir. Bir yanda tahliyeyi bekleyen 300 bin asker bulunuyor. Diğer yanda ise onları tahliye edecek gemi sayısı azdır. Ayrıca Almanlar da hem karadan, hem havadan hem de denizden sıkıştırıyor, vurmaya devam ediyor.

Filmin ana karakteri İngiliz ordusundan bir er ve ismi Tommy. Alman ablukasındaki şehirde bulunan birliğinden sadece o sağ kalır. Zaten tek kurşun bile atamadan silahını düşürür ve kaçmaya başlar. Sahile gelir ve burada tahliye bekleyen binlerce asker görür. Bundan sonra hem Tommy hem de diğer askerlerin tek uğraşı nasıl ederiz de bir gemiye binip buradan kurtuluruz çabasıdır. Bütün askerlerin yüzünden bıkkınlık, moralsizlik okunuyor.

Tabii bir gemiye binmek İngiltere’ye varacağınız anlamına gelmiyor. İçi asker ve yaralı dolu gemiler Fransa’dan ayrılınca ya Alman savaş uçakları tarafından bombalanıyor ya da Alman denizaltılar tarafından batırılıyor. Tommy de tam da bir gemiye binmeyi başarmışken, bu sefer gemi batıyor ve yeniden sahile dönüyor. Tabii İngiltere’ye dönene kadar kaçmaya, mücadeleye devam edecektir.

Tahliye çalışmalarına ise İngiltere’den donanmadan olmayan balıkçı gemileri, yelkenliler ve yatlar da gelir. İşte bütün bu çabalar sonucu Dunkirk’ten 300 bin kişi tahliye edilir. Filmde de belirtildiği gibi Winston Churchill bu rakamın sadece onda birini yapabileceklerini ümit ediyordu.

Nolan’ın filmdeki karakter seçimi çok ilginçtir. Genelde savaş filmlerinde ana karakter bir kahraman olur ve cesaretine şahit oluruz. Ancak burada ana karakter Tommy silahını tek bir kez bile ateşlemeden yere atıp kaçan bir erdir. Diğer bir önemli karakter, tahliye edilebilmek için ölü İngiliz askerinin kıyafetlerini giyen Fransız asker Gibson’dur. Tabii hiç kahraman yok da değildir. Tahliyeye yardıma gelen ve kahramanca savaşan İngiliz pilotları da var.

Filmin çekimleri çok güzel, müzik, yönetmenliği ve sinematografisi de övgüye değerdir. Ancak Nolan filmde çok az diyalog, konuşma koymayı seçmiş. Bu da dikkat çeken başka bir özelliğidir filmin.

Film Christopher Nolan’ın en iyi çalışması ve şimdiye kadarki en iyi savaş filmlerinden biri olarak nitelendirilmiştir. Birincisine katılıyorum ama ikincisine pek katılmak mümkün değil. Film 2. Dünya Savaşı döneminde geçen bir olayı anlatıyor ancak tam bir savaş filmi sayılmaz. Konusu daha çok bir kaçış, bir tahliyedir. Pek savaşan taraf göremiyoruz. Hatta Almanlardan savaş uçakları dışında kimseyi görmüyoruz.

Unutulmaz filmlerden: Macera Peşinde (Les aventuriers - 1967)


Yönetmen: Robert Enrico
Oyuncular: Alain Delon
Lino Ventura
Joanna Shimkus
Tür: Macera, Dram
Yapım: Fransa - İtalya - 1967
Puan: 8

Filmler vardır, yıllar geçse de zaman zaman hatırlarsınız. Sizde derin izler bırakan ve tekrar izleme isteği uyandıran. Böyle filmlerden biri ile ilgili yazmıştım geçenlerde: Savaş Kurbanları (Le vieux fusil - 1975).

Şimdi de aynı yönetmenin başka bir filminden bahsedeceğim. Eski filmlerden ve çocukluğumda birkaç defa izlediğim ama halen bazı sahnelerini hatırladıkça duygu yüklü anların canlandığı bir film. Filmin ismi Macera Peşinde (Les aventuriers - 1967). Yönetmeni Robert Enrico olan filmin başrollerinde ise Alain Delon ve Lino Ventura var.

Filmin konusu şöyle: Roland Darbont (Lino Ventura) ve Manu Borelli (Alain Delon) iki arkadaş. Roland bir araba motoru icat eder ve denemeler sırasında başarısız olur. Manu ise bir pilot, bir iş alır ve bu uçuş sırasında pilot lisansını kaybeder. Sonra anlaşılır ki kötü bir şakanın kurbanıdır. Roland ve Manu, bu kişiyle yüzleşince, adam onlara bir hazinenin yerini söyler. Kongo açıklarında bir uçak batmıştır. Uçakta Kongo’dan paralarıyla kaçan zengin bir Avrupalı sömürgeci vardı.

Roland ve Manu artık her şeylerini kaybeden kişilerdir. Bu hazinenin peşinden gitmeye karar verirler. Onlara bir de Laetitia Weiss (Joanna Shimkus) katılır. Laetitia bir sanatçıdır. Garip heykeller ve sanat eserleri yapar. Her ne kadar başarılı olup bir sanat sergisi açsa da eserlerinden hiçbiri satılmaz. İşte bu üçlü, bütün başarısızlıklarının sonucunda batık hazinenin peşinden bir maceraya başlarlar. Bir tekneyle denize açılırlar.

Filmde bu üçlü arasında sağlam bir dostluk, aşk, fedakârlık, sadakat ve dürüstlük gibi temaların işlendiği sahnelere şahit oluruz. Güzel bir nostaljik film isteyenler için tavsiye edeceğim bir eser.

Cannes Film Festivali’nin 2018 yılı tarihleri değişti


Haber: Javanshir Gadimov

Cannes Film Festivali’nin 2018 yılı tarihleri değişti. Festivalden yapılan açıklamada yeni tarihler 8 Mayıs (Salı) ile 19 Mayıs (Cumartesi) olarak bildirildi.

71. Cannes Film Festivali, 2018 yılında bir önceki yıla göre bir gün önce başlayacak. Ancak festivalin devam ettiği gün sayısı değişmeyecek.

Cannes Film Festivali’nden yapılan açıklamaya göre, açılış töreni 8 Mayıs Salı günü yapılacak. Ödül göreni ise 19 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek.

Tarih değişikliği ile ilgili yapılan açıklamada “2017’deki yıl dönümü etkinliğimizden sonra Festival tarihinin yeni periyoduna başlıyoruz.” denildi.

Ayrıca festival organizasyonunda prensiplerde de değişiklik yapılacağı belirtilirken, “Bununla birlikte asrımızın sinemasını sorgulamaya ve karışıklıklarını sunmaya devam edeceğiz.” denildi.

Ayrıca Salı günü başladığı için hafta sonunda önce gala yemeği yapma ihtimalleri de olduğu açıklandı. Daha bir dizi yenilik gelecek.

Öyle görünüyor ki Cannes Film Festivali, 71. törenine kendini her açıdan yenileyerek girmeyi amaçlıyor. Tarih değişikliği ise bunun sadece bir başlangıcı.

Hafızamdan hiç silinmeyen filmlerden: Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975)


Yönetmen: Robert Enrico
Oyuncular: Philippe Noiret
Romy Schneider
Jean Bouise
Tür: Dram, Savaş, Gerilim
Yapım: Fransa, Almanya - 1975
Puan: 10

Çocukluğumda izlediğim bazı filmler vardır. Yıllar geçmesine rağmen hiç unutmadığım, bende derin izler ve etkiler bırakan. İşte böyle filmlerden birinden bahsedeceğim bugün. Benden bile daha yaşlı olan ama son yıllarda izlediğim ve izledikten birkaç gün sonra unuttuğum filmlere hiç benzemeyen bir yapımdır.

Film Fransa ve Almanya yapımıdır. Yönetmeni Robert Enrico olan filmin tarihi ise 1975 yılıdır. Filmin başrollerinde ise ünlü Fransız oyuncu Philippe Noiret var. Film Türkçe'ye Savaş Kurbanları diye çevrilmişti.

Filmin konusu şöyle:  1944 yılında Nazi ordusu Fransa’dan çekiliyor. Doktor Julien Dandieu (Philippe Noiret) Montauban şehrinde yerel bir hastanede çalışan doktordur. Nazi ordularının şehre girmesinden korkuya kapılan Dandieu, bir arkadaşından eşi ve kızını şehirden uzakta bir köyde bulunan ve sahip olduğu bir şatoya götürmesini ister.

Dandieu da bir hafta sonra ailesini takip eder ve köye gelir. Ancak köy artık Nazi askerleri tarafından işgal edilmiştir. Köy ahalisini kiliseye toplayan askerler, hepsini kurşuna dizmiştir. Dandieu kızının da öldürüldüğünü ve eşinin de SS askerleri tarafından alev püsküren silahla yakındığını görür.

Orta yaşın üzerindeki doktor ailesinin intikamını almak ve Nazi askerlerini öldürmeye karar verir. Tek başınadır ancak bir avantajı vardır. Sahip olduğu bu şatoyu çocukluğundan avucunun içi gibi biliyor. Bir de babasından kalma eski bir tüfeği de saklandığı yerden bulup çıkarır. Şatoya girişi sağlayan köprüye de tuzak kurar ve böylece intikama başlar.

Şatonun gizli geçitleri ve kimsenin bilmediği yerlerinde aniden çıkarak birkaç askeri öldürür ve kaçıp saklanır. Nazi askerleri telaşlanınca şatodan kaçmak isterler. Bu sefer de şatonun girişindeki köprüden araçla çıkarken tuzak kurduğu köprü çöker. Geri kalan askerler ise şatoda mahsur kalmıştır ve Fransız direniş askerleri tarafından sarıldıklarını düşünmeye başlarlar. Ancak onları öldürenin tek bir kişi olduğunu bilmezler.

Julien Dandieu askerleri tek tek avlar. En sona ise Nazi askerlerinin komutanı kalır. O da intihar etmek isterken, Julien Dandieu onu da kendi silahları olan ve karısını öldürdükleri alev püsküren silah ile yakar.

Julien Dandieu bir doktordur. Çalıştığı hastanede önüne gelen yaralıları Fransız ya da Alman olmasına bakmadan tedavi eder. Ancak içine düştüğü durumda artık doktorluğunu bir yana bırakmış, insanları iyileştirme misyonunu terk ederek, bu sefer bir intikam için askerleri bir bir öldürür. Çünkü onun bu duruma getiren, bir anlamda aklını kaybettiren olayları yaşamıştır.

Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Waffen-SS birliğinin Oradour-sur-Glane köyünde yaptığı katliamı konu ediniyor. 10 Haziran 1944’de yaşanan olayda köy yerle bir edilirken, SS birliği kadın ve çocuklar da dâhil 642 kişiyi katletmişti. Köyün yakınına yeni bir köy yapılırken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ın talimatıyla orijinal köy olduğu gibi bırakılmış ve müze olarak korunmuştu.

Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975) izledikten sonra kolay kolay unutulacak filmlerden değil. Yazının başında da belirttiğim gibi çocukluğumda izlediğim ama hala hatırladığım, tüylerimi diken diken eden, etkileyici filmlerden. Filmin 1975 yapımı olduğuna bakmayın. Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Not: Filmi izlediyseniz, film ile ilgili yorumunuzu ve filme kaç puan verebileceğinizi yoruma yazarak bizimle paylaşın.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger