
Savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bu Hayat (2012)

Etiketler:
Bu Hayat İzle,
Dram,
Hvidsten Gruppen İzle,
Savaş,
This Life İzle,
Türkçe Altyazılı
Silahlı Yabancı (1953)

Şeftali Hırsızı (1964)

Etiketler:
Dram,
romantik,
Savaş,
Şeftali Hırsızı İzle,
The Peach Thief İzle,
Türkçe Altyazılı
Kwai Köprüsü (1957)
Etiketler:
Dram,
Kwai Köprüsü İzle,
macera,
Savaş,
The Bridge on the River Kwai İzle,
Türkçe Dublaj
Jane'in Zaferi (1997)
Etiketler:
aksiyon,
Dram,
G.I. Jane İzle,
Jane'in Zaferi İzle,
Savaş,
Türkçe Dublaj
En iyi Sovyet filmleri: İnsanın Kaderi (Судьба человека - 1959)
Yönetmen: Sergey Bondarchuk
Oyuncular: Sergey Bondarchuk
Pavlik Boriskin
Zinaida Kirienko
Pavel Volkov
Tür: Dram, Savaş
Yapım: Sovyetler Birliği - 1959
Puan: 9
İnsanın Kaderi (Судьба человека - 1959) filmi, Rus yazar Mihail Şolohov’un aynı isimli romanından uyarlanmıştır. Film bir Rus askerinin öyküsünü ve aynı zamanda kaderini anlatıyor. Bildiğimiz sıradan bir öykü değildir onun öyküsü.
Andrey Sokolov, İkinci Dünya Savaşı başladığında şoför olarak askere alınır ve savaşın başlangıcında kullandığı kamyonun bombalanması sonucu esir düşer. En başta kaderinde Almanlara esir düşmek ve esir kampının zorlukları ve yokluklarına katlanmak vardır. İlk fırsatını bulduğunda kaçar ve yeniden Sovyet ordusuna geri döner. Esirlikten kurtulduğu için kısa süreliğine evine gönderilir ama korkunç bir manzara ile karşılaşır.
Andrey Sokolov savaştayken Alman uçaklarının bombardımanı sırasında evine bir bomba düşmüş ve eşi ve iki kızı burada ölmüştür. Yakınlarından ise sadece bir oğlu kalmıştır ve o da subay olarak orduya katılmıştır. Andrey yeniden orduya döner ve savaşın son günlerinde oğlunun da öldüğü haberini alır. Artık hiç yakının kalmamıştır. Kaderin önüne koyduğu bu zorluklara rağmen insanlığını korumayı başarır.
Ancak kader bu sefer ona farklı bir sürpriz yapar. Çalıştığı sırada yetim bir oğlan çocuğu görür. Asker olan babası savaşta ölmüş, annesi de trenle giderken Alman uçaklarının bombardımanı sırasında ölmüştür. Yetim Vanya çöpten bulduğunu yer, nerede olursa orada geceler.
Filmin en duygu yüklü sahnesi de işte bu sahnedir. Kısa bir düşünmeden sonra Andrey, Vanya’ya onun babası olduğunu söyler. Çocuğun verdiği tepki ise her izleyiciyi gözyaşlarına boğmaya yetiyor. Onu evlat edinir ve ona babalık yapar.
Filmin akılda kalan ve bir diğer önemli sahnesi ile Andrey esir iken yaşanan bir olaydır. Andrey esir kampının komutanı tarafından çağrılır. Çok çalıştırıldıklarını söylediği için onu kurşuna dizeceklerini öğrenir. Haberi soğukkanlı ve hatta sevinçle karşılamasına şaşıran Alman komutan bu sefer ondan bir bardak dolusu içki içmesini ister; Alman ordularının zaferi şerefine. Bu teklifi reddeden Rus asker, bu sefer kendi ölümüne iç derken bardağı Alman subayların şaşkın bakışları arasında bir çırpıda kafaya diker.
Şaşıran Alman komutanın bir daha iç demesi ile bu üç bardağa çıkar ama kaderinde bu sefer ölüm yoktur. Hatta Rus askerinin gösterdiği bu cesaret karşılığında ona ödül olarak da tam bir ekmek verilir.
İnsanın Kaderi (Судьба человека - 1959) yıllar geçmesine rağmen özellikle bahsettiğim sahneleri hiç unutulmadan izleyicinin aklında ilk günkü gibi tazeliğini ve duygu yüklü anlarını korur. Sovyet yapımları arasında en iyi filmlerden biri olarak hep anılacaktır.
Son olarak filmin yönetmeni Sergey Bondarchuk (Bondarçuk) aynı zamanda filmin başrol oyuncusudur. Bondarchuk’un ortaya koyduğu eserler çok sayıda ödüle layık görülmüştür.
Tarantino’dan İkinci Dünya Savaşı filmi: Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds - 2009)
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Brad Pitt
Christoph Waltz
Michael Fassbender
Eli Roth
Diane Kruger
Daniel Brühl
Mélanie Laurent
Tür: Aksiyon, Dram, Savaş
Yapım: ABD - Almanya - 2009
Puan: 8
İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden yaklaşık 70 yıl geçmiştir ancak halen film yapımcıları için popüler bir konudur. İşte Quentin Tarantino bu filmi de bir İkinci Dünya Savaşı filmidir.
Nazi Almanya’sı İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’nın neredeyse tamamını işgal etmişti. Ardından bir yandan Sovyetler Birliği’nin içlerine kadar girerken, diğer yandan da İngiltere Alman savaş uçaklarının bombardımanı altında çırpınıyordu. Savaşı kısa yoldan durdurmanın tek yolu vardı o da bu savaşı başlatan, Nazi ideolojisinin birinci ismi Hitler’i öldürmek, yani suikast. Tarihte böyle bir suikast girişimi yaşanmıştır.
Tarantino da bu fikirden yola çıkaran Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds - 2009) filminde alternatif iki Hitler suikastı hikâyesi anlatıyor. Birincisi ailesi Naziler tarafından katledilen Fransa Yahudisi bir sinema sahibi genç bir kız. Diğer grup ise Avrupa’ya çıkarma yapan ve Yahudi askerlerden olsun ABD birliği ve başlarında Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt) var. Her ikisinin de hedefinde Hitler’in de katılacağı ve Fransa’da düzenlenen bir Alman film galası var. Hitler bu filmin tanıtımına katılacak ve yüzlerce üst düzey Alman subayının olduğu bu etkinlikte büyük bir suikast yapılacaktır.
Filmde Tarantino’nun yapımlarında alışık olduğumuz şiddet ve kanın su yerine aktığı sahneler vardır. Hele ABD askerlerinin öldürdükleri Alman askerlerin kafatası derilerini yüzmeleri en dikkat çekenidir. Çünkü ABD askerlerinin komutanı Aldo Raine, askerlerinin her birinden 100 Nazi askeri kafatası derisi istiyor.
Filmde en dikkat çeken karakter ve bence en iyi oyunculuğu da SS Albayı Hans Landa rolünü oynayan Christoph Waltz sergiliyor. SS Albayı Hans Landa, Nazi işgali altındaki Fransa’ya bir görevle gelmiştir. Burada saklanan Yahudileri bulmak ve film de böyle bir sahne ile başlıyor. Christoph Waltz’in oynadığı Alman SS subayı karakteri, herkesin “elime geçse bir kaşık suda boğarım” diyebileceği bir karakterdir ve oyuncu da rolünü başarılı bir şekilde yapıyor. Hans Landa karakteri sürekli gülümseyen, nazik olan ama bu nazik ve sürekli gülümseyen tip maskesinin altında elindeki gücü sonuna kadar kullanan acımasız ve zorba bir kişilik var. İçi dışının tam tersidir. Bu nazikliği ve gülümsemesi ile insanlara acı vererek her istediği şeyi sahip olduğu güç sayesinde zorla yaptırmasını biliyor.
Tarantino’nun filmi birçok ödül aldı. Ayrıca film “En İyi Yönetmen”, “En İyi Film” ve “En İyi Özgün Senaryo” dâhil sekiz dalda Oscar’a aday gösterilmişti. Ancak sadece bir dalda Oscar kazanmıştır o da yukarıda bahsettiğim oyuncu Christoph Waltz’a verilen “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” Oscar’ıdır.
Bu arada filmin bütçesi ve gişe hâsılatına da değinmek gerekiyor. Filmin bütçesi 70 milyon dolar ve dünya genelinde 321 milyon dolar gibi büyük bir gişe hâsılatı elde ediyor. Bu o zaman kadar Tarantino filmleri arasından en yüksek hâsılat elde eden film olmuştu. Django Unchained (2012) filmi bu rakamı geçince de şimdiye kadar da Tarantino’nun en yüksek gişe hâsılatı elde eden ikinci filmi olmaya devam ediyor.
En iyi Sovyet filmleri: Sakindi Oranın Şafakları (1972)
Yönetmen: Stanislav Rostotsky
Oyuncular: Lyudmila Zaytseva
Andrey Martınov
İrina Dolganova
İrina Şevçuk
Olga Ostroumova
Elena Drapeko
Tür: Aksiyon, Dram, Savaş, Tarih
Yapım: Sovyetler Birliği - 1972
Puan: 10
Sovyetler Birliği döneminde yapılan en iyi filmlerle ilgili zaman zaman yazmaya devam edeceğim. Daha önce en iyi Sovyet filmlerinden bir komedi hakkında yazmıştım. Bu yazının konusu olan film ise bir İkinci Dünya Savaşı filmidir: Sakindi Oranın Şafakları (...А зори здесь тихие - 1972). Film 1973 yılında En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar’a aday gösterilmişti.
Sovyet filmleri arasında önemli bir yeri İkinci Dünya Savaşı filmleri yer alır. Rusça bu dünya savaşına İkinci Dünya Savaşı denilmiyor. Onun yerine “Büyük Vatan Muharebesi” (Великая Отечественная война) ismi veriliyor ki zaten isimden de bu savaşın Sovyetler Birliği için önemini anlamak mümkün. Ülkenin neredeyse yarısı işgal edilmiş, Alman ordularının Moskova’yı almasına ramak kalmış, hem sivil hem de asker olmak üzere toplam 20 milyondan fazla can kaybı yaşanmıştı.
Yönetmeni Stanislav Rostotsky olan Sakindi Oranın Şafakları (...А зори здесь тихие - 1972) filmi, bir kadın birliğinin kahramanlıklarını anlatıyor. 1942 yılında kadınlardan oluşan bu uçaksavar batarya birliği askerleri, Kareliya bölgesinde konuşlandırılır. Görevleri bu bölgeden geçecek Alman savaş uçaklarına karşı koruma sağlamaktır. Başlarında ise bir Kıdemli Başçavuş var.
Ancak bir gün ormanlık bölgede iki Alman askeri görülür. Bunların Alman paraşüt birliğindendir. Ormana indirme yapılmıştır ve cephenin gerisinde ülkeye zarar verecek bir planları olduğu kesindir. Sadece iki asker olduğu için de Kıdemli Başçavuş Fedot Vaskov, yanına 5 kadın asker alarak ormana bu Alman askerleri yakalamak için gider. Ormandan geçiş zorludur. Bataklıklar, geçilmez yerler ve sair. Ancak tam da Alman askerleri bulunca sayılarının tahmin ettikleri gibi iki değil, 16 olduğunu görürler. 16 iyi teçhizatlı, otomatik silahları olan Alman askerine karşı, sadece tüfekleri olan 5’i kadın 6 Sovyet askeri. Ancak bu Alman askerleri her ne amaçla bu bölgeye indirme yapmışlarla onları durdurmaya kararlıdırlar. İşte her türlü yardımdan çok uzakta kahramansı bir mücadele başlar.
Film iki bölüm şeklinde çekilmiştir. Ayrıca sadece ormanda geçen bir savaş filmi değildir. Aynı zamanda bu Sovyet kadın askerlerin geçmişi ile ilgili de ayrıntılı bilgi veriyor. Her biri bu Alman işgalinden çok çekmiştir. Biri babasını, biri kardeşini, biri kocasını kaybetmiş, bazıları da çocuğunu bırakıp askere yazılmıştır. Yani hepsinin Almanlardan intikam alacak bir nedeni vardır. Hepsinin acıklı bir hikâyesi bulunuyor.
Filmin 1942 yılını ve savaş dönemini anlatan bölümleri siyah-beyaz çekilmiştir. Ancak savaş öncesi ve savaş sonrası dönemleri anlatan bölümleri, özellikle de bu kadın askerlerin geçmişi, hayalleri ile ilgili kısımları renkli çekilmiştir.
Benim şahsen çocukluğumda bu yana severek izlediğim ve en iyi Sovyet filmlerinden biridir. Güzel bir film izlemek isteyenler için tavsiye diyorum.
Christopher Nolan’ın en iyi çalışması: Dunkirk (2017)
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Tom Hardy
Cillian Murphy
Mark Rylance
Aneurin Barnard
Kenneth Branagh
Tür: Aksiyon, Dram, Savaş, Tarih
Yapım: ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda - 2017
Puan: 8
Dunkirk (2017), hem yapımcısı hem yönetmeni hem de senaryo yazarı Christopher Nolan olan tarihi bir filmdir. Film 1940 yılında Almanların Fransa’yı işgali sonucu Dunkirk’te sıkışıp kalan Müttefik İngiliz, Belçike ve Fransız kuvvetlerinin bu şehirden tahliyesini anlatıyor.
Tabii tahliye kolay değildir. Bir yanda tahliyeyi bekleyen 300 bin asker bulunuyor. Diğer yanda ise onları tahliye edecek gemi sayısı azdır. Ayrıca Almanlar da hem karadan, hem havadan hem de denizden sıkıştırıyor, vurmaya devam ediyor.
Filmin ana karakteri İngiliz ordusundan bir er ve ismi Tommy. Alman ablukasındaki şehirde bulunan birliğinden sadece o sağ kalır. Zaten tek kurşun bile atamadan silahını düşürür ve kaçmaya başlar. Sahile gelir ve burada tahliye bekleyen binlerce asker görür. Bundan sonra hem Tommy hem de diğer askerlerin tek uğraşı nasıl ederiz de bir gemiye binip buradan kurtuluruz çabasıdır. Bütün askerlerin yüzünden bıkkınlık, moralsizlik okunuyor.
Tabii bir gemiye binmek İngiltere’ye varacağınız anlamına gelmiyor. İçi asker ve yaralı dolu gemiler Fransa’dan ayrılınca ya Alman savaş uçakları tarafından bombalanıyor ya da Alman denizaltılar tarafından batırılıyor. Tommy de tam da bir gemiye binmeyi başarmışken, bu sefer gemi batıyor ve yeniden sahile dönüyor. Tabii İngiltere’ye dönene kadar kaçmaya, mücadeleye devam edecektir.
Tahliye çalışmalarına ise İngiltere’den donanmadan olmayan balıkçı gemileri, yelkenliler ve yatlar da gelir. İşte bütün bu çabalar sonucu Dunkirk’ten 300 bin kişi tahliye edilir. Filmde de belirtildiği gibi Winston Churchill bu rakamın sadece onda birini yapabileceklerini ümit ediyordu.
Nolan’ın filmdeki karakter seçimi çok ilginçtir. Genelde savaş filmlerinde ana karakter bir kahraman olur ve cesaretine şahit oluruz. Ancak burada ana karakter Tommy silahını tek bir kez bile ateşlemeden yere atıp kaçan bir erdir. Diğer bir önemli karakter, tahliye edilebilmek için ölü İngiliz askerinin kıyafetlerini giyen Fransız asker Gibson’dur. Tabii hiç kahraman yok da değildir. Tahliyeye yardıma gelen ve kahramanca savaşan İngiliz pilotları da var.
Filmin çekimleri çok güzel, müzik, yönetmenliği ve sinematografisi de övgüye değerdir. Ancak Nolan filmde çok az diyalog, konuşma koymayı seçmiş. Bu da dikkat çeken başka bir özelliğidir filmin.
Film Christopher Nolan’ın en iyi çalışması ve şimdiye kadarki en iyi savaş filmlerinden biri olarak nitelendirilmiştir. Birincisine katılıyorum ama ikincisine pek katılmak mümkün değil. Film 2. Dünya Savaşı döneminde geçen bir olayı anlatıyor ancak tam bir savaş filmi sayılmaz. Konusu daha çok bir kaçış, bir tahliyedir. Pek savaşan taraf göremiyoruz. Hatta Almanlardan savaş uçakları dışında kimseyi görmüyoruz.
Hafızamdan hiç silinmeyen filmlerden: Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975)
Yönetmen: Robert Enrico
Oyuncular: Philippe Noiret
Romy Schneider
Jean Bouise
Tür: Dram, Savaş, Gerilim
Yapım: Fransa, Almanya - 1975
Puan: 10
Çocukluğumda izlediğim bazı filmler vardır. Yıllar geçmesine rağmen hiç unutmadığım, bende derin izler ve etkiler bırakan. İşte böyle filmlerden birinden bahsedeceğim bugün. Benden bile daha yaşlı olan ama son yıllarda izlediğim ve izledikten birkaç gün sonra unuttuğum filmlere hiç benzemeyen bir yapımdır.
Film Fransa ve Almanya yapımıdır. Yönetmeni Robert Enrico olan filmin tarihi ise 1975 yılıdır. Filmin başrollerinde ise ünlü Fransız oyuncu Philippe Noiret var. Film Türkçe'ye Savaş Kurbanları diye çevrilmişti.
Filmin konusu şöyle: 1944 yılında Nazi ordusu Fransa’dan çekiliyor. Doktor Julien Dandieu (Philippe Noiret) Montauban şehrinde yerel bir hastanede çalışan doktordur. Nazi ordularının şehre girmesinden korkuya kapılan Dandieu, bir arkadaşından eşi ve kızını şehirden uzakta bir köyde bulunan ve sahip olduğu bir şatoya götürmesini ister.
Dandieu da bir hafta sonra ailesini takip eder ve köye gelir. Ancak köy artık Nazi askerleri tarafından işgal edilmiştir. Köy ahalisini kiliseye toplayan askerler, hepsini kurşuna dizmiştir. Dandieu kızının da öldürüldüğünü ve eşinin de SS askerleri tarafından alev püsküren silahla yakındığını görür.
Orta yaşın üzerindeki doktor ailesinin intikamını almak ve Nazi askerlerini öldürmeye karar verir. Tek başınadır ancak bir avantajı vardır. Sahip olduğu bu şatoyu çocukluğundan avucunun içi gibi biliyor. Bir de babasından kalma eski bir tüfeği de saklandığı yerden bulup çıkarır. Şatoya girişi sağlayan köprüye de tuzak kurar ve böylece intikama başlar.
Şatonun gizli geçitleri ve kimsenin bilmediği yerlerinde aniden çıkarak birkaç askeri öldürür ve kaçıp saklanır. Nazi askerleri telaşlanınca şatodan kaçmak isterler. Bu sefer de şatonun girişindeki köprüden araçla çıkarken tuzak kurduğu köprü çöker. Geri kalan askerler ise şatoda mahsur kalmıştır ve Fransız direniş askerleri tarafından sarıldıklarını düşünmeye başlarlar. Ancak onları öldürenin tek bir kişi olduğunu bilmezler.
Julien Dandieu askerleri tek tek avlar. En sona ise Nazi askerlerinin komutanı kalır. O da intihar etmek isterken, Julien Dandieu onu da kendi silahları olan ve karısını öldürdükleri alev püsküren silah ile yakar.
Julien Dandieu bir doktordur. Çalıştığı hastanede önüne gelen yaralıları Fransız ya da Alman olmasına bakmadan tedavi eder. Ancak içine düştüğü durumda artık doktorluğunu bir yana bırakmış, insanları iyileştirme misyonunu terk ederek, bu sefer bir intikam için askerleri bir bir öldürür. Çünkü onun bu duruma getiren, bir anlamda aklını kaybettiren olayları yaşamıştır.
Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Waffen-SS birliğinin Oradour-sur-Glane köyünde yaptığı katliamı konu ediniyor. 10 Haziran 1944’de yaşanan olayda köy yerle bir edilirken, SS birliği kadın ve çocuklar da dâhil 642 kişiyi katletmişti. Köyün yakınına yeni bir köy yapılırken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ın talimatıyla orijinal köy olduğu gibi bırakılmış ve müze olarak korunmuştu.
Eski Tüfek (Le vieux fusil - 1975) izledikten sonra kolay kolay unutulacak filmlerden değil. Yazının başında da belirttiğim gibi çocukluğumda izlediğim ama hala hatırladığım, tüylerimi diken diken eden, etkileyici filmlerden. Filmin 1975 yapımı olduğuna bakmayın. Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.
Not: Filmi izlediyseniz, film ile ilgili yorumunuzu ve filme kaç puan verebileceğinizi yoruma yazarak bizimle paylaşın.
Etiketler:
10 Yıldız,
1975,
Almanya,
Dram,
Fransa,
Gerilim,
Jean Bouise,
Philippe Noiret,
Robert Enrico,
Romy Schneider,
Savaş
Piyanist

Film Adı: Piyanist / The Piyanist IMDB Puanı: 8.5/10 Yapım Yılı: 2002 Tür: Belgesel, Biyografi, Dram, Savaş, Tarih Yönetmen: Roman Polanski Oyuncular: Adrien Brody, Emilia Fox, Michal Zebrowski, Ed Stoppard, Maureen Lipman Wladyslaw Szpilman, savaş patlak verdiğinde 27 yaşındaydı ve Polonya'nın geleceği en parlak konser piyanistlerinden biriydi. Luftwaffe'de radyo istasyonu bombalandığında Chopin'in C minor Nocturne'nü çalıyordu.Tüm Yahudiler gibi o ve ailesi de evlerinden çıkartılarak Varşova gettolarına sürülmüştü. Bu çok yetenekli genç adam yeni yaşamında karaborsacıların ve işbirlikçilerin eğlendiği barlarda çalmaya başlamıştır.İşte bu işbirlikçilerden biri onu ve ailesini ölüme götüren esir kampı trenlerinden birinden kurtarmıştır. Savaş fısıltıları, direnişçiler ve sürpriz bir Alman subayı sayesinde Szpilman savaşta hayatta kalmayı başarır.
Etiketler:
2.dünya savaşı filmleri,
2002,
2010 ve öncesi,
belgesel,
Biyografi,
Dram,
eski,
piyanist,
piyanist izle,
roman polanski,
Savaş,
tarih,
the pianist,
Türkçe Dublaj,
yabancı
Ölümüne Kaçış hd izle

Muhammed adındaki bir Taliban askeri, büyük bir takip sonucu Amerikan askerleri tarafından Afganistan’da yakalanarak Doğu Avrupa’ya gönderilir. Kendisini cezaevine götüren araç kaza yapınca, Muhammed kendisini birden evi olarak bildiği çölden çok uzakta, dizlerine kadar karlarla kaplı bir ormanda buluverir. Muhammed’in bundan böyle tek bir düşüncesi vardır, o da kaçmak. Resmen var olmayan bir ordu tarafından acımasızca izlenen Muhammed, hayatta kalmak için öldürmekten başka çaresi kalmadığını anlar. Türkçe dublaj filmler, türkçe dublaj film, filmi full hd izle, türkçe dublaj
Etiketler:
2010 Filmleri,
Gerilim,
Savaş,
Türkçe Dublaj




