
Gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öldüren Büyü (1995)

Etiketler:
Gerilim,
Gizem,
korku,
Lord Of Illusions İzle,
Öldüren Büyü İzle,
Türkçe Dublaj
Komiser Tibbs (1970)
Etiketler:
Dram,
Gizem,
Komiser Tibbs İzle,
Suç,
They Call Me Mister Tibbs İzle,
Türkçe Altyazılı
Alacakaranlık Kuşağı (1959–1964)

Etiketler:
Alacakaranlık Kuşağı İzle,
Fantastik,
Gizem,
korku,
The Twilight Zone İzle,
Türkçe Dublaj
Siyah Giyen Adamlar (1997)
Etiketler:
Gizem,
komedi,
macera,
Men in Black İzle,
Siyah Giyen Adamlar İzle,
Türkçe Dublaj
Dokuz Kuyruklu Kedi (1971)
Tall in the Saddle (1944)
Etiketler:
Gizem,
John Wayne,
romantik,
Tall in the Saddle İzle,
Türkçe Altyazılı,
Western Filmler
Malta Şahini (1941)
Etiketler:
Gizem,
Kara Film,
Malta Şahini İzle,
The Maltese Falcon İzle,
Türkçe Dublaj
Aynalar (2008)
Etiketler:
Aynalar İzle,
Gizem,
korku,
Mirrors İzle,
Türkçe Dublaj
Altıncı His (1999)
Etiketler:
Altıncı His İzle,
Dram,
Gerilim,
Gizem,
The Sixth Sense İzle,
Türkçe Dublaj
Yüzyılın en iyi uzay dizisi: The Expanse (Enginlik, 2015 - …)
Geliştirenler: Mark Fergus ve Hawk Ostby
Başrol: Thomas Jane
Steven Strait
Cas Anvar
Dominique Tipper
Wes Chatham
Shohreh Aghdashloo
Frankie Adams
Tür: Dram, Bilim Kurgu, Gizem
Yapım: ABD - 2015 - …
Puan: 10
Isaac Asimov’un Vakıf üçlemesini okuduktan sonra uzay konulu bir dizi arayışına girmiştim. En iyi uzay dizileri listelerinde gördüğüm ve Ranker’de de ilk sırada yer alan The Expanse (Enginlik, 2015 – ) dizisini izledim. Dizi James S. A. Corey’in aynı isimli romanından uyarlanmıştır ve halan devam eden dizilerdendir. Dizinin konusu ile birlikte görsel efektleri övgüye değerdir. Uzay sahneleri, uzaydaki savaşlar, yer çekimi ortamı olmayan sahnelerin çekimleri ve diğer görsel ve efektleri ile çok güzel bir dizi çıkmış ortaya.
Diziyi izleyeceklere en başta söylemek gerekiyor ki, ilk birkaç bölüm pek de beklentilerinizi karşılamayabilir. Çünkü siz bol bol uzay sahneleri beklerken, asteroit kuşağındaki cüce gezegen Ceres’deki iç olaylar, dünyadaki politik durum, Mars ile olan ilişkiler ve birkaç küçük cinayet olayı izleyip sıkılabilirsiniz. Ancak bunlar olayın temelini oluşturan olaylar ve izlemeye devam eden. Çünkü aksiyon ve uzay macerası bu birkaç bölümden sonra başlıyor ve soluğunuzu tutarak izleyeceğiniz bir diziye dönüşüyor.
Dizinin konusu ise şöyle: 200 yıl sonra gelecekte ve insanlık güneş sistemini kolonileştirmiştir. Dünya, Birleşmiş Milletler tarafından yönetilirken, Mars’ta da ayrı bir devlet kurulmuştur. Bir de Kuşak’taki Ceres’de de bir yerleşim var. Bir tarafta Dünya ile Mars arasında güç çekişmesi varken, diğer yandan Kuşak’ın halkı da bağımsızlık için yavaş yavaş ayaklanıyor.
Ceres doğumlu detektif Josephus Miller’e (Thomas Jane) zengin bir iş adamının kızı Julie’yi bulma görevi verilir. Diğer yandan ise James Holden (Steven Strait) Cantenbury isimli uzay yük gemisinde ikinci kaptan ve bir gemiden gelen yardım çağrısına cevap verirken, gemileri saldırıya uğrar ve yok edilir. Bu olay her şeyin fitilini ateşler. Holden ve ekibinden birkaç kişi saldırıdan sağ kurtulurken, bunu kimin yaptığını öğrenmeye çalışırlar.
Bütün işaretler saldırının Mars tarafından yapıldığını gösteriyor. Bu da Dünya ile Mars, yani güneş sisteminin en güçlü iki gezegeni arasında bir savaş demektir. Bu savaşı ise kimse kazanamaz ancak geride iki enkaz gezegen kalacaktır. Üst düzey BM yetkilisi Chrisjen Avasarala (Shohreh Aghdashloo) da bu savaşı önlemeye çalışır. Ortada ise büyük bir komplo, dünya dışı ve ne olduğu pek bilinmeyen canlı bir madde ve birçok gizem var.
Olayları araştırırken Holden ve Miller’in de yolları kesişir. Artık bundan sonra bol bol uzay sahneleri, uzay savaşları, uzay gemileri, yer çekimi olmayan sahneler ve bir uzay dizisinde olması gereken her şey var.
Dizi, James S. A. Corey’in The Expanse (Enginlik) serisinden uyarlanmıştır. Kitap aslında Daniel Abraham ve Ty Franck tarafından yazılmıştır. Yazarlar böyle bir takma ad oluşturarak kitabı tek isim altında yayımlamayı tercih etmişlerdir. Yazarlar, The Expanse (Enginlik) serisinden şimdiye kadar 7 roman ve birkaç öykü çıkardılar. Daha gelecek roman ve öyküler de var.
Dizinin ilk üç bölümü Syfy tarafından yayınlanmış ancak Syfy dördüncü sezon için sipariş vermeyerek iptal etmişti. Daha sonra Amazon, dizinin dördüncü sezonunu alığını duyurdu.
Sonuç olarak devam eden bir dizi ve uzay konulu dizi, film ile kitap severlerin kaçırmaması gereken bir yapım.
Etiketler:
10 Yıldız,
2015,
2018,
ABD,
Bilim Kurgu,
Cas Anvar,
dizi,
Dominique Tipper,
Dram,
Film Eleştirisi Yorumu,
Frankie Adams,
Gizem,
Shohreh Aghdashloo,
Steven Strait,
Thomas Jane,
Wes Chatham
2017 yılının en iyi filmlerinden: Kapan (Get Out - 2017)
Yönetmen: Jordan Peele
Oyuncular: Daniel Kaluuya
Allison Williams
Catherine Keener
Bradley Whitford
Caleb Landry Jones
Tür: Korku, Gizem, Gerilim
Yapım: ABD - 2017
Puan: 10
Birçok film eleştirmenleri ve sinema ödülleri listeleri bu filmi çok sık görürsünüz. “2017 yılının en iyi filmleri” listelerinden başlarda yer alan filmlerdendir Kapan (Get Out - 2017). Zaten filmi izlediğinizde siz de bu görüşe mutlaka katılırsınız. En azından ben kesinlikle katılıyorum.
Filmi izledikten sonra IMDb ve Rotten Tomatoes sitelerinde aldığı puanları görmek istedim. Rotten Tomatoes’ta bu kadar yüksek puan alan filme çok az rastlarım. Tomatometer’de yer alan eleştirmenlerin yüzde 99’u “taze” (fresh) oyu kullanmış. Sayısal olarak ise 297 eleştirmen olumlu, sadece 3’ü olumsuz not vermiş. Kısacası eleştirmenlerin 2017’deki en çok sevdiği filmlerden biri olmuştur.
Filmle ilgili hem dikkatimi çeken hem de beni şaşırtan başka bir bilgi ise küçük bütçeli bir film olmasına rağmen aldığı gişe hâsılatı oldu. Filmin bütçesi sadece 4,5 milyon dolardır. Dünya genelinde 254 milyon dolar gibi yüksek bir gişe hâsılatı elde etmiştir. Büyük bir başarıdır filmin yapımcı ve yönetmeni için.
Şimdi filmin konusuna gelelim. Ana karakter siyahî bir fotoğrafçı olan Chris Washington, beyaz kız arkadaşı Rose Armitage’in ailesi ile tanışmaya onları evlerine gider. Chris biraz tedirgindir. Kendisi siyahîdir, kız arkadaşı beyaz. Ailesi bu duruma nasıl karşılayacaktır? Filmin değindiği konulardan biri de Amerika’da siyahi vatandaşlara yönelik ırkçı olaylardır.
Chris, Armitage’ların evine gelir, anne ve babası tarafından beklediğinden daha sıcak karşılanır ancak garip olan bir şeyler var. Ailenin iki siyahî hizmetçisi var. Davranışları çok gariptir. Chris bir şeylerin yanlış olduğunu sezer ama ne olduğunu anlayamaz. Hele bir sonraki gün Armitage’ların zengin ve beyaz aile arkadaşları yıllık geleneksel toplantıları için onların evinde toplanır ve işler daha da garipleşir. Gelenler arasında yine garip ve kendisinde değilmiş gibi davranan siyahî bir kişi de var. En garip kısmı ise aniden kendisi kaybeden bu misafir, Chris’e “get out” (kaç buradan) diye bağırmaya başlar.
Filmde zaman zaman psikolojik korku ve gerilim anları zirveye çıkar. Sonuçta ortaya “2017’nin en iyi filmi” adını hak edecek bir yapım çıkmıştır.
Kadınlara yönelik cinsel saldırılara dikkat çeken film: Kardaki İzler (Wind River - 2017)
Yönetmen: Taylor Sheridan
Oyuncular: Jeremy Renner
Elizabeth Olsen
Graham Greene
Kelsey Chow
Jon Bernthal
Tür: Suç, Dram, Gerilim, Gizem
Yapım: ABD - 2017
Puan: 9
Kardaki İzler (Wind River - 2017), yönetmeni ve senaryo yazarı Taylor Sheridan olan ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüzlere dikkat çeken bir film. Özellikle de Amerikan Kızılderililerinin rezervasyonlarında sayıları bile bilinmeyen kayıp kadınlar konusuna dikkat çekiyor.
İçerisinde kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve tecavüz olan filmleri sevmiyorum. Daha doğrusu böyle sahneleri izlemeye dayanamıyorum. Bu filmde de böyle bir sahne ve bir kıza tecavüz var. Ancak konuyu işleyiş tarzı ve sonda da “ilahi adalet” ya da “ettiğini buldu” diyebileceğimiz bir tarzda bitmesi bir nebze de olsa izleyiciyi çektiği acılardan kurtarıyor.
Filmin konusu şöyle: ABD’nin Wyoming eyaletindeki Wind River Kızılderili Rezervasyonu’da ABD Orman Servisi görevlisi Cory Lambert (Jeremy Renner), dağlık bölgede karlar içinde donmuş bir genç kız cesedi bulur. İncelemeler sonucu kızın darp sonucu soğukta donarak öldüğü anlaşılır. Ayrıca tecavüze de uğramıştır.
Soruşturma için bölgeye FBI ajanı Jane Banner (Elizabeth Olsen) gelir. Ancak adli uzman tarafından kızın ölüm sebebi cinayet değil de soğuktan donma olarak rapora yazılınca daha fazla FBI desteği çağıramaz. Bölge Şerifi Ben’in elinde sadece altı adamı var. Olayı araştırmak ve çözmek de FBI ajanı ve orman servisi görevlisi ve aynı zamanda iyi bir avcı olan Cory Lambert’e kalır.
Araştırmalar sonucu ormanda bir ceset daha bulunur. Vahşi hayvanların da parçaladığı cesedin kızın erkek arkadaşına ait olduğu öğrenilir. İşte bundan sonra asıl “av” başlar. Hedef ise bu vahşi cinayet ve çirkin saldırıları yapan ya da yapanları bulmaktır. Bundan sonra ise izleyicinin nefesini tutarak izleyeceği olaylar ve sahneler başlar.
Filmin başlarında “gerçek olaylardan esinlenilmiştir” yazısı görülüyor. Hem yönetmen hem de senaryo yazarı Taylor Sheridan, filmi Kızılderili rezervasyonlarında kadınlara yönelik binlerce cinsel saldırı vakalarını dikkate alarak yazdığını söylemişti. Filmin sonunda ise yine bir not var. Notta, “Her bir etnik grup için kayıp kişi istatistikleri tutulurken, kayıp Kızılderili kadınların sayısı ise bilinmiyor.” deniliyor.
Film hem eleştirel hem de finansal olarak başarı elde etmiş ve şimdiden ödüle layık görülmüştür. Filmin bütçesi 11 milyon dolar, gişe hâsılatı ise 40 milyon dolardır.
Etiketler:
2017,
9 Yıldız,
ABD,
Dram,
Elizabeth Olsen,
Film Eleştirisi Yorumu,
Gerilim,
Gizem,
Graham Greene,
Jeremy Renner,
Jon Bernthal,
Kelsey Chow,
Suç,
Taylor Sheridan
Grimm masallarının polisiye ile birleştiği fantastik bir dizi: Grimm (2011 - 2017)
Yazanlar: Stephen Carpenter, David Greenwalt, Jim Kouf
Başrol: David Giuntoli
Russell Hornsby
Bitsie Tulloch
Silas Weir Mitchell
Sasha Roiz
Reggie Lee
Bree Turner
Claire Coffee
Tür: Dram, Fantastik, Polisiye, Suç, Korku, Gizem
Yapım: ABD - 2011 - 2017
Puan: 9
Grimm (2011 - 2017), altı sezon ve 123 bölümlük fantastik bir dizidir. Dizinin konusu bir yandan Alman masal yazarları Grimm Kardeşleri’nin hikâyelerinden ilham alırken, diğer yandan da polisiye konusunu işliyor. Grimm Kardeşleri’nin masalsı kahramanları ve canavarlarını modern dünyamıza uyarlayarak, fantastik bir polisiye çıkarmışlar karşımıza. Fantastik kitap ve filmleri sevenlerin beğeneceği bir dizidir.
Dizinin konusu kısaca şöyle: Ana karakter Nick Burkhardt (oyuncu David Giuntoli), Portland Polis Merkezi’nin bir detektifi ve bir gün öğreniyor ki Grimm adıyla bilinen dünyanın koruyucularının soyundan geliyor. Aslında Grimm masalları ve bu masallardaki canavarlar gerçekmiş ve bizimle yaşayan mitolojik yaratıklarmış. İşte bu Grimm’ler de yüzyıllar boyunca Wesen (Almanca yaratık anlamına geliyor) denen mitolojik yaratıkları bulup avlayan ve böylece dünyayı ve insanları korumaya çalışan bir nesildir. Tabii bir de onları diğer insanlardan ayıran özellikleri var. Mesela Wesen’ler insan şeklinden yaratığa dönüştüğünde onları görebiliyorlar. Normalde insanlar göremez. Wesen’ler de Grimm’leri tanır ve onlardan korkarlar.
Nick Burkhardt ve ortağı detektif Hank Griffin de karşılarına çıkan ve normal adli tıp tarafından çözülemeyen ve Wesen’ler tarafından işlendiğini bildikleri cinayetleri çözmeye çalışırlar. Onlara ilk sezondan kurt türü bir Wesen olan “Blutbad” arkadaşı Monroe da yardımcı olur. Kısacası bizim kahramanımız Nick ecdadı gibi önüne çıkan her Wesen’i öldürmüyor, sadece kötü olanları, insanlara zarar verenleri ve o da başka bir seçeneği olmadığında öldürüyor.
Dizinin en güzel tarafı, masalsı, mitolojik canavarları günümüz dünyasına uyarlaması ve güzel bir şekilde yorumlamasıdır. Özellikle farklı ülkelerde halk arasında halen konuşulan ve çocuklar korkutulan canavarları bu dizide farklı bir yorumlama ile canlı kanlı görebilirsiniz.
Dizinin bir diğer özelliği ana karakterler arasındaki sıkı bağları olan arkadaşlıktır. Nick ile Monroe çok sıkı iki arkadaştır. Bu gruba ayrıca Nick’in ortağı Hank Griffin, kız arkadaşı Juliette Silverton da katılıyor. Ayrıca gruptaki en ilginç karakterlerden biri de Çavuş Drew Wu’dur. Monroe’nun eşi ve tilki türü bir Wesen olan Rosalee Calvert de bu arkadaş grubunun üyesidir.
Dizi boyunca bu ekip çok farklı türden yaratıklar ile mücadele eder. Her seferinde karşınıza çıkacak ve farklı özelliklere sahip yaratıkları dizide yorumlamaları taktire değer. Bir de her bölümden farklı olarak, her sezonun kendi bütün bir konusu ve Nick’in mücadele vermek zorunda kaldığı daha büyük güçler var. Onlarla mücadele ise daha çetindir.
Dizi ilk beş sezon her biri 22 bölüm yayınlanırken, son sezon sadece 13 bölüm yapılmıştır. Ancak buna rağmen diyebilirim ki izlediğim en başarılı dizi sonlarından birine sahiptir. İzleyiciyi 6 sezon sonunda çok tatmin eden, iyi ki izlemişim dedirten mutlu bir son ile bırakıp gidiyor.
Tabii bir de dizinin son sahnesi var ki açık kapı bırakıyor. Bu açık kapı son sahnede görünen yukarıda bahsettiğimiz arkadaş grubunun üyelerinin çocukları ile ilgilidir. İşi bu sefer onlar devralmış ve daha da büyüterek devam ettiriyor. İşte bu son, izleyicide keşke devam etse isteği uyandırıyor.
Agatha Christie’nin başyapıtının film uyarlaması: And Then There Were None (2015)
Yönetmen: Craig Viveiros
Oyuncular: Charles Dance
Maeve Dermody
Burn Gorman
Sam Neill
Aidan Turner
Toby Stephens
Tür: Dram, Gizem, Korku, Suç
Yapım: İngiltere - 2015
Puan: 9
On Küçük Zenci kitabı, ünlü İngiliz polisiye yazarı Agatha Christie’nin hem Türkiye’de hem de dünya genelinde en çok okunan kitabıdır. Kitabın başlığı, yazıldığı 1939’da ABD baskısı için ırklı bulunmuş ve “And Then There Were None” şeklinde değiştirilmişti. Bu ifade aynı zamanda kitap ve filmdeki şiirin son mısrasıdır.
Agatha Christie’nin On Küçük Zenci kitabını okuduktan sonra kitabın film uyarlamasını aramıştım. Çok bilinen ve okunan bir kitap olduğu için de sayısız uyarlaması var desek yeridir. Bir arkadaşın tavsiyesi üzerine 2015 yılında yapılmış bu mini diziyi tercih ettim. Film kitaptaki olayları birebir takip ediyor. Zaten bence konuyu biraz bozmak bütün eseri bozmak anlamına gelirdi. And Then There Were None (2015) başlıklı mini dizi 55 dakikalık üç bölümden oluşuyor.
Filmin konusu şöyle: Bir birini hiç tanımayan 10 kişi Bay ve Bayan Owen isimli kişilerden Asker Adası’na (orijinali Zenci Adası ama bazen Indian Island ya da Soldier Island diye de değiştiriyorlar) davet edilirler. Her birine oraya gitmeleri için güçlü bir sebep sunulur. Bazılarına iş, bazılarına para, bazılarına da bir arkadaşlar buluşma veya tatil fırsatı.
Bu 10 kişi adaya gelir ve çok güzel bir akşam yemeği yer. Ancak henüz ev sahiplerinden bir haber yoktur. Daha doğrusu hiç olmayacaktır. Yemek bitip de çay faslına geçince evin bir yerlerinden yüksek sesle birisi konuşmaya başlar ve evdeki her bir kişiyi birilerini öldürmekle suçlar. Bu ses önceden bir plaka kaydedilmiş ve bir gramofonla çalınmıştır.
Misafirler bu suçlamalar karşısında hem kızar hem de korkuya kapılır. Sabah ilk iş bu adadan gideceklerini söylerler. Ancak ilk ölüm bu bandın okunmasından hemen sonra yaşanır. Tabii devamı da gelecektir. Tam da evin her yerine asılan “On Küçük Asker” şiirinde yazıldığı sırayla ve şekilde. Bunu kim ve nasıl yapıyor? İşte bu olay da gizemini sonuna kadar koruyor.
Ben Agatha Christie’nin Hercule Poirot karakterini ve onun geçtiği film ve kitapları severim. Ama bu film ve kitabı da Agatha Christie’nin başyapıtıdır. Agatha Christie severlerin kaçırmaması gereken bir film.
Etiketler:
2015,
9 Yıldız,
Burn Gorman,
Charles Dance,
Craig Viveiros,
dizi,
Dram,
Film Eleştirisi Yorumu,
Gizem,
İngiltere,
korku,
Maeve Dermody,
Sam Neill,
Suç
En iyi bilim kurgu dizisi: Fringe (2008 - 2013)
Yazanlar: J.J. Abrams, Alex Kurtzman, Roberto Orci
Başrol: Anna Torv
Joshua Jackson
John Noble
Jasika Nicole
Lance Reddick
Blair Brown
Tür: Bilim Kurgu, Dram, Gerilim, Gizem, Korku, Psikolojik
Yapım: ABD - 2008 - 2013
Puan: 9
En sonda söyleyeceğim şeyi en başta söyleyeyim. Eğer uzun soluklu ve hiç sıkılmadan izleyeceğiniz bir bilim kurgu dizisi istiyorsanız, Fringe bence türünün en iyi dizisidir. Sizi her bölümünde etkileyecek, sürükleyecek, hiç sıkmayacak, hep şaşırtacak ve keyifli izleme sunacaktır. Hele ana karakterlerden Doktor Walter Bishop’un akıl almaz ve garip davranışları da sizi güldürecektir.
Başlıkta da dediğim gibi bence Fringe, en iyi bilim kurgu dizisidir. 2008 ile 2013 yılları arasında beş sezon boyunca toplam 100 bölüm yayınlandı. Özellikle ilk üç sezondaki bölümler, bir birinden farklı garip vakalar ve Fringe ekibinin onları çözmek için uğraşmaları keyifli ve soluğunu tutacağınız anlar yaşatıyor.
Dizinin ana konusu ve karakterleri şöyle: Olivia Dunham (Anna Torv), Peter Bishop (Joshua Jackson), and Walter Bishop (John Noble) hepsi FBI’ın Fringe Bölümü ekibinde yer alıyor.
Doktor Walter Bishop, çok zeki bir yandan da çılgın bir bilim adamıdır. Hatta o kadar çılgın ki daha sonra öğrendiğimiz gibi yaptığı keşiflerden kendisi de korkarak beyninin bazı parçalarını aldırıyor, sonra da akıl hastanesinde çok uzun bir süre geçiriyor.
Fringe ekibinin ana merkezi Boston’dur ve karşılaştıkları garip vakalar sonucu bir bilim adamına ihtiyaç duyarlar. Bu olayları anlayabilecek ve çözebilecek tek kişi de Dr. Bishop’tur. Çünkü zaten birçoğunu kendisi ya yapmış, ya da geçmişte teorilerini ya da deneylerini uygulamıştır. Ancak onu akıl hastanesinden çıkaracak bir kişiye ihtiyaç vardır. İşte oğlu Peter Bishop burada devreye giriyor. O da babası gibi süper zekadır ki olayları çözmede çok yardımı dokunacaktır.
Ekibin bir diğer önemli ismi ise FBI ajansı Olivia Dunham. Tabii bir dizide herkesin ya beğeneceği ya da aşık olacağı sarışın ve güzel bir kadın olmazsa olmaz. Ki Olivia Dunham’ın da geçmişinde ekibin diğer üyeleri ile bağı var. Henüz hiçbirisi bunu bilmiyor.
Fringe, bazı bölümleri korku ve psikolojik unsurlar da içeren güzel bir dizi. Bilim kurgu demişken bize bir yandan bu dünyadaki garip vakaları gösteriyor, bir yandan da paralel evrene götürüyor. Bizim dünyamız ve paralel dünya arasındaki bağ kuruluyor. Örneğin her iki dünyada da Dr. Bishop var. Her ikisi de bilim adamı. Bizim dünyamızdaki Walter, diğerine Walternatif diyor, yani alternatif Walter.
Dizinin ilk üç sezonu bence 10 puanı hak ediyor. Ancak son iki sezondaki konu geçişlerini iyi yapamamışlar. Biraz da bence dizi iyi tutunca yersiz uzatmaya çalışmışlar ki bütün dizilerde benzer bir durum vardır. Ondan dolayı son iki sezonda bazı anlam boşlukları oluyor. Ama genel itibariyle dizinin izlenmesine engel değil. Zaten bundan dolayı diziye sonuç itibariyle 9 puan verdim. Yoksa rahatlıkla 10 puanı hak ederdi.
Son olarak bence dizide en iyi oyunculuğu Walter Bishop karakterini canlandıran John Noble yapıyor. John Noble’u daha önce Yüzükleri Efendisi filminden Denethor karakteri ile biliyoruz, Minas Tirith şehrinin vekilharç hükümdarı. John Noble, dizide hem deli, çılgın ama süper akıllı bir Walter’i oynuyor, hem de paralel evrendeki acımasız ve aşırı soğukkanlı Walter’i. Her iki rolün de başarıyla üstesinde geliyor.
Not: Diziyi izlediyseniz, dizi ile ilgili yorumunuzu ve kaç puan verebileceğinizi yoruma yazarak bizimle paylaşın.
Etiketler:
2008,
2009,
2010,
2011,
2012,
2013,
9 Yıldız,
ABD,
Alex Kurtzman,
Anna Torv,
Bilim Kurgu,
dizi,
Dram,
Film Eleştirisi Yorumu,
Gerilim,
Gizem,
J.J. Abrams,
John Noble,
Joshua Jackson,
Roberto Orci
Ridley Scott “Yaratık” hakkında: Canavar neredeyse ömrünü doldurdu
Haber: Javanshir Gadimov
Ünlü yönetmen Ridley Scott, yeni Yaratık filminin yapımı konusunda şüpheleri olduğunu söyledi. Scott’a göre “canavar artık neredeyse ömrünü doldurdu”.
Ridley Scott daha önce yaptığı iki filmin devam filmlerini yönetmek seçimi ile karşı karşıya kaldığını açıkladı. Scott, Prometheus (2012) filminin devamı olan Yaratık: Covenant (2017) filmi ile devam etmeyi seçmiş. Bununla da Scott’un yönettiği Blade Runner (1982) filminin devamı olan Blade Runner 2049 (2017) filmini yönetmek görevi de Denis Villeneuve’e verilmiş.
Yaratık: Covenant’ın hâsılatı beklendiği gibi olmayınca, serinin devamı yapılamayabilir. Scott ise daha iki Yaratık filmi yapabileceği yönünde konuşmuştu önceleri. The Hollywood Reporter’e yeni verdiği röportajında Scott, bu aralar yapımcılık ve yönetmenlikler ile yoğun olduğunu söylerken, yaratık serisinin artık neredeyse zamanını dolduğunu da kaydetti.
Scott, “Prometheus’u devam ettirmenin güzel bir iş olduğunu düşünmüştüm. Çünkü sıfırdan güzel bir başlangıç yapmıştık. Bundan dolayı Covenant ile aynı fikri takip ettik ve Yaratık serisini yeniden dirilttik.” dedi.
Buna rağmen Scott şunu da kabul etti: “Şahsen canavarın (yaratık) artık neredeyse ömrünü doldurduğunu düşünüyorum.”
Tabii henüz kesinleşen bir şey yok ama Yaratık serisinin devam filminin devamına artık şüpheyle yaklaşılıyor.
Etiketler:
Bilim Kurgu,
Gizem,
Haber,
macera,
Ridley Scott
Yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkiyi inceleyen film: Prometheus (2012)
Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Noomi Rapace
Michael Fassbender
Guy Pearce
Idris Elba
Logan Marshall-Green
Charlize Theron
Tür: Bilim Kurgu, Gizem, Macera
Yapım: ABD - 2012
Puan: 9
Prometheus (2012), Yaratık serisinin beşinci filmi ancak orijinal serinin öncesindeki olayları anlatıyor. Daha da açarsak, yaratığın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Buna ek olarak filmde en çok dikkatimi çeken husus ise yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkiyi işlemiş olmasıdır.
İnsanlığın hep sorduğu en önemli tek bir soru var. İnsanı kim yarattı ve neden? Bu soruya temelde iki farklı bakış açısıyla cevap veriliyor. Birincisi dini açıdan insanın Allah (Tanrı) tarafından yaratıldığı açıklamasıdır. Bu da inanç ya da inanmak ile ilgilidir. Ki filmde de bilim insanı ekibinin başı Dr. Elizabeth Shaw sürekli inanca vurgu yapar ve boynunda da haç taşır.
İkincisi ise insanın varlığının kaynağına ilişkin verilen cevap pozitivist bakış açısı ve Darwin’in Evrim kuramı ile ilgilidir. İnsan, bir dizi moleküler değişim sonucu biyolojik olarak evrim geçirerek bugünkü halini almıştır.
İşte Prometheus (2012) filmi de bu her iki bakış açısına göre yaratan ile yaratılan arasındaki ilişkilere değiniyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Arkeologlar Elizabeth Shaw ve Charlie Holloway, dünyanın farklı bölgelerinde yaptıkları kazılarda, taşlar üzerinde eski uygarlıklara ait bir dizi çizimler keşfederler. Hepsi de insan, insanın taptığı “tanrısal” ve kocaman varlıklar ve bu varlıkların gökyüzünde gösterdiği bir dizi yıldızı tasvir ediyor. Bu yıldızların dizilimi bütün çizimlerde de aynıdır.
Elizabeth Shaw, bu resimleri insanlar ve onları yapan “Mühendis” (Engineer) ismini verdikleri tanrılar olarak yorumlar. Çizimlerdeki gezegenleri ise bir harita ve buraya bir davet olarak görür. Bu bilim kadınının amacı insanı yapan Mühendis’leri bulmak ve bir dizi cevap almaktır. En başta da bilimsel kimliğinin kabul etmediği “yaratıcı”ya olan inancını doğrulamaktır.
David isimli yapay zekâ bir android robotun idaresinde hedefleri olan gezegenin ayına gelen araştırma ekibi, uyku (stasis) halinden uyanır ve onlara görevleri ile ilgili bu bilgiler verilir. Neredeyse tamamı farklı alanda bilim insanlarından oluşan topluluğun ilk tepkisi, ‘Darwin’in 300 yıllık Evrim teorisini bir kenara mı atalım mı şimdi?’ olur (Filmdeki olayların 2089 yılında geçiyor). Çünkü önlerinde duran ayda insanı yaratan “Mühendis” ismini verdikleri yaratıcıları ile karşılaşmayı bekliyorlar.
Prometheus isimli uzay gemisiyle gelen ekip, burada “Mühendis”lerin çoğunu ölü olarak bulur. Bu “yaratıcı” olarak gördükleri türün DNA’sı ile insan DNA’sının tamamen aynı olduğunu öğrenirler. Ayrıca Mühendis’lerin 2000 yıl önce kendi yaptıkları biyolojik bir silahın kurbanı olduklarını ve bu silahın da aslında Dünya’da insanları yok etmek amaçlı yapıldığını şaşırarak anlarlar.
Şimdi geldikleri gezegende cevaplar bulacaklarını umarken çok daha fazla soru ortaya çıkar. Mühendis’ler neden insanları yaptı ve neden daha sonra hepsini bir kitle imha silahı ile yok etmeye çalıştı?
Bu arada “yaratıcı” olarak gördükleri bu varlıkların da ölümlü olmasına alaycı bir tavırla David yorum yapar: “Demek bunlar da ölümlüdür.” Çünkü kendisini ölümsüz olarak görüyor.
Prometheus ekibi sonunda sağ olan tek “Mühendis”i bulur. Bu keşif gezisini organize ve finanse eden ihtiyar işadamı Peter Weyland onlardan kendisinin daha uzun yaşaması için yardım ister. Bu aslında uzay yolculuğunun asıl ve herkesten gizlenen amacıdır. Tabii insana benzeyen ama çok daha büyük ve güçlü olan bu Mühendis herkesi öldürür ve android David’in de kafasını koparır. Ayrıca 2000 yıl önce yarım kalan ve insanlığı Dünya’dan tamamen silme işine kaldığı yerden devam etmek ister.
Tabii bu arada Mühendis’lerin keşfi olan siyah bir sıvıdan türeyen yaratık da işe koyulmuştur ve olaylar daha da karışır. Elizabeth Shaw ise hâlâ sorularına cevap arar: “Neden bizi yaptınız ve neden şimdi de yok etmek istiyorsunuz?” Ancak bu sorularına bu gezegende cevap bulamayacaktır. Onun yerine işlerin en sarpa sardığı bir anda haçına ve inancına bir daha sarılır ve Tanrı’dan özür ve yardım diler.
Filmde ne ana karakter Elizabeth Shaw ne de izleyici sorulan sorulara cevap bulamayacaktır. Film bütün soruları askıda ve daha çok da izleyicinin cevaplamasına bırakır. Ancak bir yandan da filme “Prometheus” adı verilmesi ile Yunan mitolojisine gönderme yapar. Prometheus’un ateşi Zeus’tan çalarak insanlara vermesi ve yardım etmesini, bunun sonucu da sonsuza kadar kayalıklara zincirlenmesini hatırlarsınız.
Film her ne kadar kendi sorduğu birçok soruyu cevapsız ve izleyicinin cevaplamasına bıraksa da bir soruya en başta, filmin girişinde hafif bir cevap niteliğinde bir yanıt veriyor. İnsan şeklindeki “Mühendis” grubundan biri, içtiği siyah bir sıvı sonucu DNA’sına kadar parçalanır ve bir nehre karışarak yok olur. Bu da yinen Yunan-Roma ve Aztek mitolojilerinde tanrının insanı kendi suretinde, kendinden bir parçadan yaratmasına göndermede bulunur.
Etiketler:
2012,
9 Yıldız,
ABD,
Bilim Kurgu,
Film Eleştirisi Yorumu,
Gizem,
Guy Pearce,
macera,
Michael Fassbender,
Noomi Rapace,
Ridley Scott
kayip filmi türkce dublaj izle
Gösterim tarihi: 27 Temmuz 2012 filmizlehdfullizle.blogspot.com puanı: 6.3/10 IMDB puanı: 5.7/10 Yapım: 2012 Oyuncular: Amanda Seyfried, Jennifer Carpenter, Wes Bentley Tür: Gizem, Gerilim Senaryo: Allison Burnett Yönetmen: Heitor Dhalia Orijinal İsim: Gone film Konusu : Jill Parrish (Amanda Seyfried) çalıştığı yerdeki işlerini hallettikten sonra eve döner. Eve vardığında kız kardeşi Molly’nin evde olmadığını ve sonradan kaçırılmış olduğunu görür. Kendiside geçen sene aynı durum ile karşı karşıya kalmış fakat kaçıp canını kurtarmayı son anda başarmıştır. Film etiketler : Kayıp filmi izle, Kayıp online izle, Kayıp tek part izle, Kayıp hd izle, Kayıp izle, Kayıp türkçe dublaj izle, Kayıp filmi izle
Etiketler:
2012 filmleri,
Gerilim,
Gizem
Öcü – Boogeyman Türkce dublaj izle
Gösterim tarihi: 11 Ağustos 2012 filmizlehdfullizle.blogspot.com puanı: 5.0/10 Yapım: 2012 Oyuncular: Amy Bailey, Eddie McClintock, Maya Angelova Tür: Korku Senaryo: David Reed Yönetmen: Jeffery Scott Lando Orijinal İsim: Boogeyman Film Konusu : Bir kaç yaramaz çocuk farkında olmadan bir kaza sonucu doğaüstü bir yaratığı serbest bırakırlar. Uzun bir zamandan belli kapalı kalan yaratık artık çok sinirlidir ve önüne gelen herkese zarar vermeye başlamıştır. Yaratığın daha önceden bir bekçisi vardır, ancak o bekçi çoktan ölmüştür ve yaratığı durdurabilecek hiç kimse yoktur. Mike’nin polis olarak çalıştığı kasabada yaratık adeta terör estirmeye başlar. Mike hem çocuğunu hem de tüm kasabayı kurtarmak için zor bir mücadeleye girer.
Etiketler:
2012 filmleri,
Gerilim,
Gizem
Lise Ateşi hd full izle

Film Adı: Lise Ateşi / Assassination of a High School President Yapım Yılı: 2008 Tür: Gençlik, Gizem, Komedi, Suç Oyuncular: Bruce Willis , Mischa Barton , Kathryn Morris , Jason Etter , Cassidy Gard Lise 2 de okuyan Bobby Funke, okul gazetesinde muhabirlik ile uğraşmaktadır. Sosyal becerileri fazla ilerlemiş olmayan Bobby’ye gazetecilik okul üstlük düzeyinde bir kazanım daha getirmemiştir. Bununla beraber Bobby sınıfının en umut getiren öğrencisidir. Okul bitirme sınavlarına yaklaşılırken, sınav soruları soyulur. Bunu gözetleyen Bobby olayın çok daha karmaşık olduğunu farkeder. Bu bilgi onu okulun en popüler öğrencisi yapacaktır.













