Latest Movie :
Recent Movies
Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çin’deki corona virüs salgınını yıllar önce anlatan film: Salgın (Contagion - 2011)

film: Salgın (Contagion - 2011)


Dünyanın sıcak gündemlerinden birini Çin’de başlayan ve yavaş yavaş diğer ülkelere de yayılan bir virüs salgını oluşturuyor. Corona virüsü ismi verilen bu salgın artık Dünya Sağlık Örgütü gibi önemli kurumları harekete geçirdi. Twitter’da da günlerdir en çok konuşulan olaylardan biri.

2011 yılında yapılan Salgın (Contagion - 2011) isimli film ise sanki yıllar öncesinden günümüzdeki olayları anlatıyor gibi. Çin’de başlayan, daha sonra insanların hava yolu ile yolculuğu sonrası kısa sürede ABD ve Avrupa’da yayılan bir salgını anlatıyor bu film. Günümüzdeki olaylara o kadar benzerlileri var ki inanılmaz.

Film yorumu: Salgın (Contagion - 2011)


Her ne kadar film şu an 2020’de yaşanan olaylara çok benzese de aslında daha önce yaşanan başka salgınlardan ilham alınarak çekilmiş. 2003 SARS salgını ve 2009 grip salgını filmin yapılmasına ilham olan gerçek salgınlar ve vakalar.

Film bize salgını gün gün anlatıyor. Ama birinci gün ile değil. İkinci günden başlayarak anlatıyor. Çünkü birinci gün virüsün kaynağını ve nereden geldiğini gösterecek bize. Yapımcılar bunu filmin sonuna bırakmışlar.

Daha fazlası: Yılın en iyi filmi ve masalı bir aşk öyküsü: The Shape of Water (2017)

film: Salgın (Contagion - 2011)


Salgın Hong Kong’da başlıyor, yani Çin’de. Amerikalı bir kadın da iş için gittiği Çin’de bu virüsü kapıyor ve geldiğinde Amerika’da da bir salgın başlıyor. Tabii bir kişiden birden fazla kişiye geçtiğini düşünürsek, virüs hızla yayılıyor.

Film aslında şunu gösteriyor. Günümdeki uluslararası hızlı seyahatlerin aslında virüsü ne kadar hızlı kıtalar arasında taşıma potansiyeli var. Eskiden olsaydı virüs Hong Kong ve çevresinde yayılırdı. Ama hastalıklı bir kişinin bile başka bir kıtaya geçmesi virüsün yayılmasına yetiyor.

Daha fazlası: Ucuz Roman (Pulp Fiction - 1994) ve Tarantino’nun filmleri üzerine

Ölü sayısı ve aşı


Bir salgın olduğunda en çok merak edilen şey şu: Kaç kişiye bulaştı, kaç kişi öldü ve saire. Tabii Amerika’ya virüs götüren kadın kısa sürede ölüyor. Oğluna da bulaştırdığı için o da ölüyor. Ancak kocası virüse karşı bağışıklık kazanıyor ve hayatta kalıyor.

Virüs bulaşan her dört kişiden birinin ölme ihtimali var. Tabii kurtulanlar da oluyor. Filmde virüs salgının 26. gününde sadece Amerika’da 2.5 milyon kişinin öldüğü bilgisi veriliyor. Dünya genelinde ise 25 milyon kişi ölüyor. Tabii bu bir film ve bir şeye dikkat çekmek için çok yüksek ve çarpıcı rakamlar kullanmaya ihtiyaç duymuşlar.

film: Salgın (Contagion - 2011)


Tabii salgın ile birlikte aşı yapma çalışmaları da başlıyor. Ancak aşı bulunana kadar şehirler, toplumlar ve ülkeler harap olmanın eşiğine geliyor. Sokaklar bom boş ve çöp içinde. Açlık, yiyecek kıtlığı had safhada. Nereden geldiği bile bilinmeye mikroskobik bir canlının ne yapabildiğine bakın.

Peki, aşı ne zaman bulundu? Yaklaşık olarak 500 gün sonra. Kısıtlı sayıda ve yavaş yavaş üretiliyor ve dağıtılıyor.

Daha fazlası: Duygu yüklü bir aile filmi: Pete ve Ejderhası (Pete's Dragon - 2016)

Spoiler: 1. Gün


Virüsün en azından filmde nasıl ortaya çıktığı ve yayıldığı filmin sonundan anlatılıyor. Eğer kendim izleyip görmek istiyorum diyorsanız aşağıdaki paragrafı okumayın.

Filmde virüsü inceleyen bilim adamları virüste hem yarasa hem de domuz DNA’sı olduğunu görürler. Çünkü virüs şöyle ortaya çıkmış: İlk önce bir yarada başlıyor. Yarasa bir miktar muz alarak uçuyor ve bunu bir domuz çiftliğinde düşürüyor. Bir domuz da bunu yiyor. Sonra domuzu keserek bir otelin restoranına satıyorlar. Şef tam domuzu pişirmeye hazırlarken, tabii ağzına dokunuyor ve büyük ihtimalle oradaki sıvılardan ellerine geçiyor. Şef bu arada ziyaretçilerden biri tarafından çağrılıyor. Yukarıda virüsü Amerika’ya götüren kadın bu. Şefe yemekler için teşekkür etmek ve fotoğraf çekmek için çağırmış. Şef de elini yıkamadan sadece biraz önlüğüne silerek kadının elini sıkıyor ve ona bulaştırıyor. Kadın da çok aktif birisi. Çok sayıda kişi ile el sıkışıyor. Biri telefonuna dokununca kapıyor, bir garson içtiği bardağı toplayınca ona bulaşıyor derken salgın tüm dünyaya yayılıyor.



Filmin oyuncu kadrosu


Film adeta yıldız bir kadro ile çekilmiş. Aşağıda yönetmen ve oyuncularını görebilirsiniz.

film: Salgın (Contagion - 2011)
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Marion Cotillard
Matt Damon
Laurence Fishburne
Jude Law
Gwyneth Paltrow
Kate Winslet
Jennifer Ehle
Tür: Bilim Kurgu, Gerilim, Dram
Yapım: ABD - 2011
Puan: 9

Sonuç olarak bir virüs salgını nedir, nasıl yayılır, nasıl başlar ve en önemlisi yaşandığında ne yapılabilir ile ilgili size fikir verebilecek güzel bir film. İyi seyirler.

Bu arada yeter film izledim şimdi de biraz kitap okuyayım diyorsanız size birkaç kitap önerisi:


Hırsızlar ve Günahkarlar (2012)



Tren istasyonunda görev yapan Çinli işçiler, burada iş yapmak yerine ciddi bir altın soygununu yaptıkları söylenir. Denilenlere göre Çinliler büyük bir altın vurgunu yapmış ve dikkat çekmemek için burada çalışmaktaydı. Bu durumu duyan ve altınları onların elinden alıp zengin olmak isteyen iki acemi kovboy, pusuya yatıp onları beklemekteydi. Fakat, bir zaman sonra bulundukları yere kasabanın en azılı kovboyları da gelince altınların peşinde bir tek kendilerinin olmadıklarını anlarlar.

Gece Bekçisi (1997)



Danimarkalı yönetmen Ole Bornedal, 1994’te kendi ülkesinde çektiği Nattevagten adlı gerilim filmiyle bir anda dikkatleri üzerinde toplamış, bağımsız film festivallerinin gözdesi olmuştu. Nattevagten’in başarısı Amerikalı yapımcıların da gözünden kaçmadı. Bu sayede yönetmen 1997’de Amerikalı oyuncularla kendi filminin yeniden çevrimine imza attı. Böylece Nightwatch / Gece Bekçisi çıktı ortaya. Neyse ki Bornedal, Gece Bekçisi’nin ne yönetmenliğine ne de senaryosuna kimseleri dokundurmadı, filmi tıpkı önceden olduğu gibi kendi yöntemleriyle kotardı. Bu sebepten olsa gerek, Gece Bekçisi izlendikten sonra çeşitli kareleriyle beyninizde daha uzun yıllar yaşayacak bir yapıya sahip. Örneğin, Ewan McGregor’ın rol aldığı morg sahnelerini hatırlamak hala fazlasıyla tüyler ürpertici. Film, bir hukuk öğrencisi olan Martin’in bir morgda gece bekçisi olarak işe alınmasıyla başlıyor. O sıralar şehirde kol gezen ölüsevici bir seri katilin varlığı, Martin’in çalıştığı morgu hedef tahtası haline getiriyor. Martin, asla yerinde olmak istemediğiniz bir karakter. Her gece tüm cesaretini toplayıp, ölülerin bulunduğu odayı dikkatlice kontrol etmek zorunda. İşin içinde bir seri katil de olduğu için, morgun güvenliği ekstra önem taşıyor. Üstelik katilin bıraktığı ipuçları bir şekilde tüm şüpheleri Martin’in üzerinde topluyor. Bu yüzden hem katilden kaçmak hem de polisin şüphelerini haksız çıkarmak zorunda. Kayda değer bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren Bornedal, orijinal filmin çizgisinden dışarı çıkmamak için özel bir çaba sarfetmiş.

Öldüren Büyü (1995)



Los Angeles'taki rutin bir olayda, NY özel dedektifi Harry D'Amour, lider Nix'in dirilişini bekleyen fanatik bir kültün üyelerine ulaşır. 13 yıl önce, Nix en yakın stajyeri Swann tarafından vurulur.

Hindi Avı (1982)

Turkey Shoot (ayrıca Escape 2000 ve Blood Camp Thatcher olarak da bilinir), Brian Trenchard-Smith'in yönettiği ve Steve Railsback, Olivia Hussey, Michael Craig ve Lynda Stoner'ın oynadığı 1982 Avustralya aksiyon filmi. Oyuncular, uluslararası aktörlerin, Avustralya dizi opera oyuncularının ve televizyon kişiliğinin bir karışımı.
Yaygın bir "Ozploitation" (ya da Avustralya sömürü filmi) olarak kabul edilen film, aşırı şiddet ve sadist cezaevi dizileriyle dikkat çekiyor ve En Tehlikeli Oyun'un komplo unsurlarını içeriyor; Kendi adası olan bu hikaye, fütüristik, faşist bir toplumda, zengin maceracılara yasal dokunulmazlığı olan bir fırsat sunan bir toplama kampı içeriyor.



Hayalet Kasaba (1988)


Ghost Town, Avustralyalı yönetmen Richard McCarthy'nin yönettiği ve Franc Luz ve Catherine Hickland'ın oynadığı 1988 Amerikan korku filmi. David Schmoeller'in bir hikayesine dayanarak, kendisini kayıp bir kadını ararken hayalet bir kasabadaki ölü sakinler arasında bulan bir şerifi takip ediyor.


Kanun Yolunda (1977)



Ben Shockley (Clint Eastwood), ölüm tehditleri alan bir fahişeyi (Sondra Locke) Las Vegas'ta şahitlik yapacağı mahkemeye götürmekle görevlidir. Kanunun iki tarafı arasında kalan ikili hayatta kalmak için şiddetli ateş altında, patlayan arabalar, üstlerine inen helikopterler, ölümcül tuzaklar, çılgın motorsikletçiler ve kanunu hiçe sayan polislerle başetmek zorundadır. Yükselen tempo zırhlı bir otobüse 8.000'den fazla kurşunla açılan ateşle doruğa ulaşır. Gauntlet kaçırılmayacak bir macera. Bırakın Eastwood sürsün, siz arkanıza yaslanıp yolculuğun keyfini çıkarın.

The Comfort of Strangers (1990)



Ian McEwan'ın aynı adlı romanından uyarlanmış filmde, bir çift Venedik'e tatile gider. Bu sırada çiftin izlendiğini farkederiz. Tatil boyunca yaşadıkları rutin günler küçük bir kırılmayla değişene dek her şey normaldir. Ta ki bir akşam tuhaf bir yabancı, onlara kendisine eşlik etmelerini teklif edene kadar.

Öldüren Sis (2007)



Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır. Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür? Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?

Ödül Avcısı (2013)



Büyük şirketlerin dünya devletlerini ele geçirmesinin üzerinden yaklaşık 20 sene geçmiştir. Güç ve paraya olan açlıkları, şirketlerin kendi aralarında başlayan ve global olarak yayılan bir savaşa neden olmuştur. Bu karanlık çağın küllerinden doğan dokuz kişilik bir ekip, süregelen korkunç yıkıma ve yapılan tüm haksızlıklara son vermek adına, tüm beyaz yakalı suçluları ölüm ile cezalandırmaya başlar. Kurumsal açgözlülük vebasına son vermeyi amaçlamaktadır.

Trendeki Yabancı (1951)



Ünlü bir tenisçi olan Guy Haines (Farley Granger) ile babasından nefret eden ve değerli arsasına bir an önce sahip olmak isteyen Bruno Antony (Robert Walker) tesadüfen trende karşılaşır. Bruno Antony, tenisçi Guy Haines’in hayatını gazete ve dergilerden bilmektedir ve karısı Miriam Joyce Haines (Kasey Rogers) ile boşanmak istediğini okumuştur. Antony, tenisçi Haines’e Çapraz cinayet önerisinde bulunur. Tenisçi babasını, o da tenisçinin karısını öldürecektir. Antony, bu öneriyi yerine getirir fakat tenisçi yapmamıştır. Cinayete zorlanan tenisçi Guy Haines’in hikayesi devam edecektir.

Son Durak (2000)



Alex lise arkadaşları ile beraber Paris'e gezmeye gitmeye hazırlanmaktadır. 180 numaralı uçağın düşüşünü önceden gören Alex arkadaşlarını uyarır. Uçağa binmenin iyi bir fikir olmadığına ikna eder ve uçak da gerçekten düşer. Böyle bir kazadan kurtulmalarına rağmen arkadaşları garip bir şekilde bir bir ölür.Cinayetlerin yerini ve zamanını önceden sezmeye başlayan Alex ölüme karşı koymaya çalışır.

İtiraf (1970)



Artur london'ın Çekoslavakya'da 50'lerin başında dışişleri bakan yardımcısı iken uğradığı bir iftira sonucu başına gelenleri anlattığı aynı isimli romanından yola çıkılarak Costa Gavras tarafından sinemaya uyarlanmıştır. Gavras bu kez oklarını Komünist Parti'ye döndürmüş. Filmde, Batı ile en ufak bir ilişki şüphesi olan herhangi bir kişinin bile zorla bir itiraf imzalattırılıp vatana ihanetle suçlanabileceği gayet çarpıcı bir şekilde anlatılırken, çözüm olarak, kişlere dayalı bürokratik yönetim anlayışı yerine, halka dayalı yönetim anlayışıyla sisremin sağlıklı işleyebileceği mesajını da veriyor...

Baskı (2002)



Seymour "SY" Parrish yaklaşık 20 yıldır Savmart adlı yerel markette fotoğraf tab etmekte ve işini fazlasıyla ciddiye almaktadır. En iyi müşterileri olan Yorkin ailesinin fotoğraflarını yıllardır tab eden Parrish, her şeye sahip olduklarını düşündüğü bu ailenin hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken mutluluğuna imrenmektedir. Ancak Parrish, zamanla yalnızca fotoğraflarını tab etmekle kalmayıp, Yorkinler'i gözetlemeye başlayınca, o ailenin bir üyesi olmak istediğini fark eder. Fakat aileye takıntı düzeyinde bağlanan Sy, onların fotoğraflardaki kadar mutlu olmadıklarını, her aile gibi onların da sorunları olduğunu fark ettiğinde, her şeyi boş verip Yorkinler'in yaşamına müdahale etmekte tereddüt bile duymayacaktır.

Dokuz Kuyruklu Kedi (1971)



Muhabir ve kör bir gazeteici ilaç şirketinin çok gizli deneyler bölümünde işlenen cinayetleri aratırırlar ve katilin hedefi haline gelirler.

Hayvan Mezarlığı (1989)



Pek çok aile için taşınmak yeni bir başlangıçtır. Ancak Creed'ler için bu, sonun başlangıcı olabilir. Çünkü taşındıkları yer Hayvan Mezarlığı'nın tam yanıdır. Bu mezarlık yeniden canlanma gücü olan gizemli yerlilerin gönüllü olduğu toprakları barındırmaktadır. Korku ustası Stephen King sizi ve Creed'leri cehenneme götürüp geri getirecek. (Ama Creed'lerin dönüş bileti olmayabilir). Bu korku dolu gezide rehberiniz, hayatın sırlarını ve bazen ölümün bir kurtuluş olduğunu bilen yaşlı Jud Crandall...

Frozen (2010)



Üç snowboardcu için kaymakla geçirdikleri sıradan ve keyifli bir gün, son turlarında teleskide mahsur kalmaları ile kabusa dönüşür. Kararan hava ve pist güvenliğinin ışıkları söndürmesi ile üçlü çok geçmeden panik içerisinde fark ederler kii, yerden oldukça yüksek bir noktada, teleskinin üzerinde asılı kalmışlardır. Bu üç maceraperest, bir sonraki haftasonuna kadar kapanan kayak merkezinde, kararan hava ile etkisini göstermeye başlayan dondan canlarını kurtarabilmek için akla hayale gelmeyecek yollar aramak durumunda kalacaklardır. Kendilerine biraz olsun hareket alanı yaratabildiklerinde ise, karşı karşıya oldukları tehlikenin yalnızca dondurucu soğuk olmadığını fark edeceklerdir. Canları uğruna beklenmedik engellerle boğuşurken, hayatta kalmak uğruna gösterdikleri bu çaba, başa gelebilecek en kötü ölüm biçimlerini alt edebilecek kadar güçlü mü, bunu göreceklerdir.

Fargo (1996)




Orta Batı Amerika'da geçen film, bir araba satıcısının (William H. Macy), 1.000.000$'lık fidye almak amacıyla karısını kaçırmaları için iki adamı (Steve Buscemi ve Peter Stormare) tutması hakkındadır. Kaçırma olayı bir dizi cinayete sebep olur ve hamile polis memuru Gunderson (Frances McDormand) bu cinayetleri araştırmaya başlar. 69. Akademi Ödülleri'nde Fargo iki Oscar kazandı: En İyi Özgün Senaryo Ödülü ve En iyi Kadın Oyuncu Ödülü (Frances McDormand). Film ayrıca BAFTA Ödülü (David Lean Yönetmenlik Ödülü - Joel Coen) ve 1996 Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülü de dahil olmak üzere pek çok uluslararası ödül kazandı. "Fargo", 2006 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.

Desperado (1995)



Robert Rodriguez'i dünyaya tanıtan şu ünlü 7000 dolarlık film 'Gitarım ve Silahım' (El Mariachi) o kadar büyük bir ilgi topladı ki Rodriguez, Hollywood'a çağrıldı ve aynı filmin değişik bir versiyonunu bu sefer yüksek sayılabilecek bir maliyetle çektirildi. Mariachi'nin, kendi halince gezgin bir gitaristken bir karışıklık sonucu, yine gitar kutusuyla dolaşan bir kiralık katille karıştırıldığından dolayı başı derde giriyor. Öldürülen sevgilisin intikamını almak için yemin eden Mariachi artık bir ölüm makinası halini alıyor. Roriguez'in filmi Sam Peckinpah ve John Woo filmlerindeki gibi stilize bir şiddet gösterisi.

Dağcı (1993)



Gabe Walker, yıllar önce deneyimsiz bir dağcının ölümüne sebep olduğunu düşünerek inzivaya çekilmiş ve bir daha dağlara tırmanmamak üzere işini bırakmıştır. Ancak Gabe, dağa düşen bir uçağın enkazına ulaşmak ve sağ kalanları kurtarmak üzere yeniden dağlara dönmek zorunda kalır. Ama bu kurtarma çalışması hiçte kolay değildir. Çünkü uçağn taşıdığı yük alışıldık bir kargo değildir..
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzle - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger